Göreve son verilme ...
 

Göreve son verilme işlemine dayanak teşkil eden Ceza Mahkemesi kararının ortadan kalkması durumunda memurluktan çıkarma cezasının tekrar değerlendirilmesi gerekir

1 Yazılar
1 Üyeler
0 Reactions
443 Görüntüleme
hukuksalyardim
(@hukuksalyardim)
Illustrious Member Admin
Katılım: 6 yıl önce
Gönderiler: 2281
Konu başlatıcı  

DANIŞTAY
E.N12:Daire 2006/5446
K.N :2008/3228
Özet
DAVACININ 657 SAYILI YASA'NIN 98/B MADDESİ UYARINCA GÖREVİNE SON VERİLMESİ İŞLEMİNE DAYANAK OFAN CEZA MAHKEMESİ KARARININ, LEHE HÜKMÜN UYGULANMASI AMACIYLA KALDIRILARAK, CEZA MAHKEMESİNCE YENİDEN KARAR VERİLMESİ DURUMUNDA, YENİ KARARA GÖRE DAVACININ DURUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ HAKKINDA.

Muğla İdare Mahkemesince verilen 29.3.2006 günlü, E:2005/1220, K:2006/963 sayılı kararın dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: Mustafa Kuş
Düşüncesi: Davacı hakkında ceza kanunu yönünden lehe olan hükmün uygulanması kapsamında verilen yeni Ceza Mahkemesi kararıyla birlikte ortaya çıkan hukuki durum karşısında, dava konusu işlemin hukuki dayanağının hukuken ortadan kalktığı ve işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı hale geldiği, davanın reddi yolunda verilen kararın bu nedenle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı: E.Nur Necef
Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen İncelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği görülerek işin gereği düşünüldü:
Dava, Muğla İli Ula İlçesi Mal Müdürlüğünde memur olarak görev yapan davacının 657 sayılı Yasanın 48/A-5 ve 98/b maddeleri uyarınca görevine son verilmesi işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Muğla İdare Mahkemesinin 29.3.2006 günlü, E:2005/1220, K:2006/963 sayılı karanyla; davacının Kavaklıdere İlçe Malmüdürlüğünde memur olarak görev yaptığı dönemde, hakkında Cumhuriyet Savcılığına yapılan suç duyurusu sonrasında yapılan ceza yargılamasında Muğla Ağır Ceza Mahkemesinin 21.10.2002 tarih, E:2002/450, K:2002/428 sayılı karanyla rüşvet almaya eksik teşebbüs suçundan dolayı 5 ay 10 gün ağır hapis cezasıyla cezalandırılması ve söz konusu kararın Yargıtay'ın ilgili Dairesince onanarak kesinleşmesi karşısında memur olma şartını kaybettiği, davacının görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmekte, İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48. maddesinde, Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak şartlar arasında; "taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile devletin şahsiyetine karşı İşlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kına suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihaleye ve alım satımlara fesat karıştırma. Devlet sırtarını açığa vurma suçlarından dolayı mahkûm olmamak" şartına yer verilmiş; aynı Yasanın 98/b maddesinde, memurluğun sona ermesi nedenlerinden olarak "memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurluk sırasında bu şartlardan her hangi birinin kaybedilmesi hali de düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında Cumhuriyet Savcılığına yapılan suç duyurusu sonrasında açılan ceza davasında yapılan yargılama sonucunda Muğla Ağır Ceza Mahkemesinin 21.10.2002 tarih, E:2002/450, K:2002/428 sayılı kararıyla rüşvet almaya eksik teşebbüs suçundan dolayı 5 ay 10 gün ağır hapis cezasıyla cezalandırılarak cezanın ertelenmesine karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtayın ilgili Dairesince onanarak kesinleşmesi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği görülmüştür.
Daha sonra Muğla Ağır Ceza Mahkemesince dava dosyası resen ele alınmış ve lehe Kanun hükmünün belirlenmesi amacıyla 22.11.2007 günlü K:2007/309 sayılı kararla yeniden bir değerlendirme yapılmış ve yapılan bu değerlendirmede 765 sayılı TCK nın 212/1. maddesinde tanımlanan " yapması gereken işi yapmak için rüşvet alma suçuna 5237 sayılı TCK da yer verilmediği, sanıkların eyleminin "görevinin gereklerine uygun davranması için ve bu nedenle kişilerden kendisine veya başkasına çıkar sağlama" suçunu oluşturduğu sonucuna ulaşılmış; neticede sanıkların eylemine uyan ve lehlerine olan 5237 sayılı TCK nın 257/3. maddesinin yollaması ile 257/1. maddesi gereğince 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılması ve bu cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında Caza Mahkemesi tarafından Lehe olan Kanun hükmünün belirlenmesi ve uygulanmasının memur hukuku açısından 657 sayılı Yasanın 98/b maddesi bağlamında doğuracağı sonuçların ortaya konulması gerekmektedir.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinde, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, işlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimsenin cezalandırılmayacağı ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazın ve kanuni neticelerin kendiliğinden kalkacağı belirtilmiş; suçun İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümlerinin farklı olması durumunda ise, failin lehine olan kanun hükmünün uygulanıp infaz olunacağı kurala bağlanmıştır.
Bakılan davanın konusunu oluşturan göreve son işleminin dayanağının Muğla Ağır Ceza Mahkemesinin 21.10.2002 tarih, E:2002/450, K:2002/428 sayılı mahkumiyet kararı olması nedeniyle söz konusu kararın hukuki varlığını ve geçerliliğini sürdürmesi önem arzetmektedir.
Davacının görevine son verilmesi işleminin hukuka uygunluğunun denetlendiği yargılama sürecinde ortaya çıkan ve uyuşmazlığın esasına etki edebilecek nitelikte bulunan durumların resen göz önüne alınacağı tartışmasızdır.
Uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde; davacı hakkında mahkumiyet kararını veren Ağır Ceza Mahkemesi tarafından resen yapılan inceleme ve değerlendirmede; sanıklann eyleminin "görevinin gereklerine uygun davranması için ve bu nedenle kişilerden kendisine veya başkasına çıkar sağlama" suçunu oluşturduğu sonucuna ulaşılarak neticede sanıkların eylemine uyan ve lehlerine olan 5237 sayılı TCK nın 257/3. maddesinin yollaması ile 257/1. maddesi gereğince 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve bu cezanın ertelenmesine karar verildiği görülmektedir.
Hukuken ayakta olan hükmün Muğla Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.11.2007 günlü K:2007/309 sayılı karar olduğunun ve davacının mahkumiyetinin görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin olduğunun kabulü gerekmektedir.
Devlet memurlarının 657 sayılı Yasanın 98/b maddesi uyarınca görevlerine son verilmesi işleminin sebep unsurunu 48. maddede sayılan ve memuriyete engel kabul edilen bir suçtan mahkumiyet ve bu mahkumiyete ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı oluşturmaktadır.

Her ne kadar dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle bahsedilen hüküm tesis edilmemiş ve işlemde bu anlamda bir hukuka aykırılık bulunmamakta ise de; ceza kanunu yönünden lehe olan hükmün uygulanması kapsamında verilen yeni kararla birlikte ortaya çıkan ve yukarıda özetlenen yeni hukuki durum karşısında, dava konusu işlemin hukuki dayanağının hukuken ortadan kalktığı ve işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı hale geldiği sonucuna varılmıştır.

Bu durumda davacının memuriyetine engel olacak nitelikte bir suçtan mahkum olduğundan söz edilemeyeceği açık olduğundan, dava konusu göreve son işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında bu aşamada ve bu nedenle hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Muğla İdare Mahkemesince verilen 29.3.2006 günlü, E:2005/1220, K:2006/963 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin l/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmediğinden kullanılmayan 22,90.-YTL harcın istemi halinde davacıya iadesine 30.5.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



   
Alıntı

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Ön İzleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı
Paylaş: