Ceza Genel Kurulu 2018/419 E. , 2018/661 K.
Karardan;
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
19.12.2016 tarihinde KOM Daire Başkanlığınca düzenlenip soruşturma aşamasında CMK'nın 38/A
maddesine uygun olarak UYAP sistemine taranan, sanık hakkında 06.03.2017 tarihinde yeniden yapılan
ByLock sorgulamasına dair tutanağın üst yazısını düzenleyen aynı kolluk görevlisi tarafından
imzalandığı anlaşılan ve aşamalarda herhangi bir sahtecilik iddiası ya da itirazı ileri sürülmeyen "ByLock
Listesi" başlıklı rapor içeriğine göre; “243298” ByLock User-ID numarasının sanığın ev aramasında ele
geçirilen ve kendi kullanımındaki GSM numarası aboneliğiyle eşleştirilmiş olması, operatör kayıtlarıyla
uyumlu olarak sanığın da aşamalarda bu telefon hattını kendisinin kullandığını kabul etmesi ve örgüt
içerisinde yer almayan bir kişinin bu programa ulaşamayacak olması karşısında, sanığın ByLock
programını kullanamadığına yönelik savunmasının gerçeği yansıtmadığı anlaşılmakla, sanığın ByLock
User-ID numarası almak suretiyle sisteme dahil olduğu ve böylelikle ancak bir örgüt üyesinin sahip
olabileceği gizli haberleşme imkânına kavuştuğu,
ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarının, failin farklı savunmaları karşısında ByLock sistemine
dahil olunup olunmadığı noktasında şüpheleri giderecek bir veri olduğu, bu bağlamda yargılama
sürecinde ByLock programına ilişkin deliller kendisine ve müdafisine anlatıldığında, sanığın söz konusu
telefonu veya GSM hattına ait SIM kartını kendisinin kullanmadığını ya da geçici süreyle bir başkasına
verdiğini vb. ileri sürmesi hâlinde Özel Dairenin bozma ilamında belirtilen hususların da araştırılmasının
gerekebileceği, ancak elde edilen deliller ve mevcut savunmaya göre, bu tutanağın sanığa anlatılarak
sanık ve müdafisinden diyeceklerinin sorulmasının sonuca etkili olmadığı, diğer yandan, belgenin ilk
derece yargılaması ya da istinaf kanun yolu yolu incelemesinde dosyaya konulması ve ilgili yargı
makamlarınca sanığa okunup sanık ve müdafisine diyecekleri sorulmadan hükme esas alınması
durumunda bu usule aykırılık bozma nedeni olabileceği hâlde; somut olayda ilk derece yargılaması ve
istinaf kanun yolu incelemesinden sonra dosyaya giren ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı, dijital
materyal çıkarım ve dijital materyal inceleme tutanakları ile veri inceleme raporu her iki yargı
makamınca kurulan hükümlere esas alınmadığından, bu belgelerin sanığa okunarak sanık ve
müdafisinden diyeceklerinin sorulmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriyle CMK'nın
217. maddesine aykırılık oluşturmadığı, dolayısıyla bozma ilamına konu hususların araştırılması veya
sonradan dosyaya konulan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının, dijital materyal çıkarım ile
dijital materyal inceleme tutanaklarının ve veri inceleme raporunun sanığa okunup sanık ve
müdafisinden diyeceklerinin sorulması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasının, uluslararası
sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlâline yol
açabileceği;
Mevcut delillere göre sanığın FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulan ByLock iletişim
sistemine dahil olduğunun anlaşılmasının yanı sıra, 03.08.2016 tarihli hesap hareketleri inceleme
tutanağına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri.....'in Bank Asya'ya para aktarımı yönündeki
talimatıyla uyumlu tarih ve biçimlerde sanığın bu bankadaki hesabını kapatmayarak işlem yapmaya
devam etmesi, 16.01.2014 tarihinden başlamak üzere, sanığın Polis Akademisinde öğrenciliğinin sona
erdiği 2014 yılının Temmuz ayı sonrasındaki dönemi de kapsayacak şekilde 17.11.2014 tarihine kadar
her ay düzenli olarak sanığın bilgisi dahilinde hesabına 150 TL yatırılması suretiyle örgüt liderinin emri
doğrultusunda hareket etmesi ve aynı örgüte mensup olduğu iddiasıyla hakkında ayrı soruşturma yürütülen ve silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriyle CMK'nın 209, 210 ve 217. maddeleriyle
uygun olarak sanık hakkındaki duruşmada dinlenmesi ya da aşamalardaki tüm savunmalarının
getirtilmesi zorunluluğu bulunmayan .... ......'ın, soruşturma aşamasında müdafisi huzurunda alınan ve
bir örneği dosyaya konulan ifadelerinde; sanığın sürekli ve periyodik olarak örgüt evine giderek
örgütsel toplantılara katıldığını ve "Mehmet" kod adlı örgüt üyesinin 2014 yılında Polis Akademisinden
mezun olduktan sonra, kendisine sanıkla aynı ili seçmesi gerektiğini telkin ettiğine ilişkin sanığın
görevleri ve yaşam olgularıyla uygunluk arz eden beyanları birlikte değerlendirildiğinde; doğrudan
doğruyalık, yüz yüzelik ve sözlülük ilkelerine uygun olarak ve delillere doğrudan temas ederek maddi
olguyu denetleyen Yerel Mahkemenin, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle organik bağ kurmak
suretiyle silahlı terör örgütünün üyesi olduğuna ilişkin mahkûmiyet gerekçesinin; akla, mantığa, bilime
ve ulaşılan tecrübelere uygun ve dosya kapsamıyla uyumlu, böylece yasal ve yeterli olduğu gibi,
gerektiğinde duruşma açarak delillerle yüz yüze gelebilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza
Dairesinin de bu gerekçeyi yeterli gördüğü anlaşılmaktadır.
CMK'nın 288 ve 294. maddeleri uyarınca Yargıtayın temyiz incelemesinin hükmün hukuki yönüne ilişkin
olup, ancak maddi olguya ilişkin gerekçenin akla, mantığa, bilime ve ulaşılan tecrübelere aykırı veya
dosya kapsamıyla uyumsuz olması hâlinde maddi olgu yönünden bozma kararı verilebileceğinden, bu
koşullar içerisinde, temyiz incelemesi sırasında maddi olgudaki sübut nedeniyle bozma kararı verilerek
sürecin yeniden başlatılması usul ve yasaya aykırı olacaktır.
Bu nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince, sanığın silahlı terör örgütüne üye
olma suçundan mahkûmiyetine ilişkin ilk derece mahkemesince kurulan hükmün usul ve yasaya uygun
görülerek verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne, Özel Dairenin bozma kararının
kaldırılmasına, Bölge Adliye Mahkemesinin hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Kararın tamamı ektedir;
https://dosya.co/8uyje6wa8moo/Ceza_Genel_Kurulu_2018_661.pdf.html
