Görevden uzaklaştır...
 

Görevden uzaklaştırmanın davacının önce tutuklanması ve daha sonrada hakkında ceza davası açılması üzerine tesis edilmesi nedeniyle İdarenin tazminat ödemekle yükümlü tutulmasını gerektirecek derecede ağır hizmet kusuru bulunmamaktadır

1 Yazılar
1 Üyeler
0 Reactions
399 Görüntüleme
hukuksalyardim
(@hukuksalyardim)
Illustrious Member Admin
Katılım: 6 yıl önce
Gönderiler: 2281
Konu başlatıcı  

Danıştay - 5 Daire
Esas:2000/4550
Karar:2004/30
Karar Tarihi:19.01.2004

ÖZET: Davacının önce tutuklanması ve daha sonrada hakkında ceza davası açılması üzerine tesis edildiğinden idarenin tazminat ödemekle yükümlü tutulmasını gerektirecek derecede ağır hizmet kusurunun bulunmadığı, ayrıca görevden uzaklaştırılmasından dolayı davacının acı ve üzüntüye düştüğünden veya şeref ve haysiyetinin incildiğinden söz edilemeyeceği, bu nedenlerle davacıya manevi tazminat verilmesini gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

(2577 S. K. m. 2) İsteğin Özeti: ... Orman İşletme Müdürlüğünde şoför olarak görev yapan davacının, davalı idare tarafından haksız yere ve hukuka aykırı olarak görevinden uzaklaştırıldığı iddiasıyla, 6.000.000.000. TL. manevi tazminatın, 18.6.1999 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açılan davanın; davacının görevden uzaklaştırılmasına ilişkin işleme karşı açtığı dava sonunda mahkemelerince iptal kararı verilmiş ise de, idarenin iptal edilen görevden uzaklaştırma işlemi, davacının önce tutuklanması ve daha sonrada hakkında ceza davası açılması üzerine tesis edildiğinden idarenin tazminat ödemekle yükümlü tutulmasını gerektirecek derecede ağır hizmet kusurunun bulunmadığı, ayrıca görevden uzaklaştırılmasından dolayı davacının acı ve üzüntüye düştüğünden veya şeref ve haysiyetinin incildiğinden söz edilemeyeceği, bu nedenlerle davacıya manevi tazminat verilmesini gerektirecek bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle reddi yolunda Kırıkkale İdare Mahkemesi'nce verilen 30.5.2000 günlü, E:2000/181, K:2000/331 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca bozulması isteminden ibarettir. Cevabın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. Danıştay Tetkik Hakimi: Hüseyin Mısır Düşüncesi: İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı: Sefer Yıldırım Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlıdır. Kırıkkale İdare Mahkemesi'nce verilen 30.5.2000 günlü, E:2000/181, K:2000/331 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına, 19.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Bu konu 4 yıl önce 2 defa tarafından hukuksalyardim tarihinde düzenlendi

   
Alıntı
Konu Etiketleri

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Ön İzleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı
Paylaş: