Ümit yapılanması il...
 

Ümit yapılanması ile ankesörlü telefonlardan ardışık aranmaya dair Yargıtay kararı


hukuksalyardim
(@hukuksalyardim)
Üye Admin
Katılım: 2 sene önce
Gönderiler: 2272
Konu başlatıcı  

3. Ceza Dairesi 2021/5588 E. , 2021/10039 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi :... 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.03.2020 tarih ve 2018/49 – 2020/71 sayılı kararı

Suç : Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, Silahlı terör örgütüne üye olma
07.02.2018 (sanık ... yönünden)
19.04.2018 (sanık ... yönünden)
25.07.2018 (sanık ... ... yönünden)
Hüküm : 1-Sanık ...'ün TCK'nın 314/1, 3713 sayılı Kanunun 3 ve 5/1, 62/1, 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyetine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi,
2-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 3 ve 5/1, 62/1, 53,

58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddi,
3- Sanıklar ..., ..., ..., ... ve Hasan Sağlam Kardeş'in TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 3 ve 5/1, 221/4-son, 62/1, 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddi,
4-Sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 221/4-1. cümle ve 5271 sayılı CMK'nın 223/4-a maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına dair istinaf başvurusunun esastan reddi,
5-Sanık ...'ın 5271 sayılı CMK'nın 223/7 maddesi uyarınca hakkında açılan kamu davasının reddi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
Temyiz edenler : Sanıklar ... ve ... ile sanıklar müdafileri, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., Murat
Kaptan, ..., ..., ... ve ... müdafileri, sanıklar ... ve ...

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatları, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Hükmedilen cezaların süresine göre koşulları bulunmadığından duruşmalı inceleme istemlerinin 5271 sayılı CMK'nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE,
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
1) Sanıklardan ... hakkında Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan, sanıklar ..., ... ve ... hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanık ... hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararı ve sanık ... hakkında hükmedilen kamu davasının reddine yönelik kararlara ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde,
Örgütün mahrem hizmet yapılanmasında genel müdürler üzerinde hiyerarşik konumu bulunan ve suç tarihi itibariyle Marmara Bölge Sorumlusu görevi üstlenen sanık ...'ün örgütün hiyerarşik yapısı içindeki konum ve görevleri, sorumluluk sahalarında sevk ve idare ettiği örgütsel faaliyetlerin süre, önem ve yoğunluğu da gözetildiğinde örgüt yöneticisi olarak kabulünde bir isabetsizlik bulunmamış, yine dosya kapsamında örgütsel irtibatları bir dönem kesilip ümit grubu pozisyonuna düştükleri kabul edilen sanıklar ..., ... ve ...'ün dosya içerisine gönderilen ankesör/sabit hatlarla periyodik ve ardışık olarak arandıklarına ilişkin arama kayıtları ve sanık savunmaları nazara alındığında, sonrasında da örgütsel irtibatlarına devam ettikleri anlaşılmakla verilen mahkumiyet kararları ile sanık ... yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasında bir hukuka aykırılık görülmemiş, ayrıca mahkememe kabulüne göre de, sanık ... hakkında hükmedilen kamu davasının reddi kararında da bir usule aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, Silahlı terör örgütünün yöneticisi ve üyesi olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinde vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların ve sanık ... yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, sanık ... hakkında verilen kamu davasının reddi kararında bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla; sanık ..., sanık ... ... ve müdafii ile sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Sanıkların hukuki durumlarını tam olarak ortaya koyabilmek için, öncelikle FETÖ/PDY Silahlı terör örgütünün mahrem yapılanmasına, örgüt terminolojisinde kullanılan ümitçi kavramının ne anlama geldiğine yönelik bir takım açıklamaların yapılması gerekmektedir.
A- FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNÜN MAHREM YAPILANMASI:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih ve 2017/956 - 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih ve 2015/3-2017/3 sayılı kararında ve yine Dairemizin temyiz mercii olarak verdiği 14.07.2017 tarih ve 2017/1443 E - 2017/4758 sayılı onama kararında açıklandığı üzere;
Kendisini kısaca ‘Hizmet’ olarak tanımlayan FETÖ/PDY; Paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden

aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan suigeneris bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, meşru organlara ve halka karşı silahlı saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğünün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında; FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür.
Bu örgüt kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri ... tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Sahip olduğu yada mensuplarının tasarrufunda bulunan araç gereç bakımından 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Dini unsurları temel alarak hareket ettiğini iddia eden FETÖ, dini değerler değişmezken, zamana ve şartlara göre kendisini değiştirmesi, ülkesi ve devleti ile barışık olması beklenirken devleti kendisine hasım ve karşı cephe olarak görmesi, tüm
yapısıyla açık ve şeffaf olması gerekirken bir istihbarat örgütü gibi "KOD isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar" kullanması, yönetim kadrosunun faaliyetlerini yurt dışından idare etmesi ve Türkiye'ye gelmekten imtina etmesi, hasımlarını saf dışı etmek için her türlü baskı, şantaj ve Kanun dışı faaliyeti kullanması, diğer terör örgütleriyle eylem ve söylem birliği içerisinde hareket etmesi, çeşitli yabancı misyon temsilcileriyle mahiyeti bilinmeyen görüşmelerde bulunması, söz konusu yapının casusluk faaliyetlerini de kapsayan bir terör örgütü olduğunu ortaya koyan unsurlardır.
B- GENEL OLARAK MAHREM HİZMETLER VE MAHREM YAPILANMA:
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı Tarafından 2019 Yılı Ocak ayında Düzenlenen Rapora göre;
Devletin en kritik ve operasyonel birimlerine sızarak örgüt hesabına yürütülen gizli faaliyetleri ifade eder. Bu kurumlarda örgüt adına kadrolaşma, abinin veya imamın emrine göre organize hareket etme ve örgüt amacına yönelik verilen görevleri ifa etmektir.
Mahrem hizmetlerde; Fetullah GÜLEN veya örgütün üst yönetim katından gelen talimatları, doğruluğunu veya akla uygunluğunu, dini, hukuki, ahlakiliğini sorgulamadan yerine getirecek, “mutlak itaat ve teslimiyet gösteren özel seçilmiş” örgüt mensupları kullanılmaktadır.
Mahrem hizmetlerde istihdam edilecek örgüt mensuplarının, zihin kontrollerinin sağlanması, örgütün değerlerini ölümüne savunması, kör bir itaatkârlığa ulaşması zaman almaktadır. Bu nedenle örgüt, ağacın yaşken eğildiğinin bilincinde olarak, mahrem hizmetlerde ihtiyaç duyduğu tipte insanları, genellikle ortaokul/lise döneminden itibaren kazanmaya çalışmaktadır. Örgüt içinde en önemli iş, bu şahısların bulunması, örgüte kazandırılması, yetiştirilmesi, mahrem hizmetlere yönlendirilmesi ve yerleştirilmesidir.
Bu şekilde bir sürecin ardından TSK içerisine sızdırılan örgüt mensubu sayısının zamanla artması ile birlikte FETÖ, TSK birimlerini yönlendirebilecek ve kontrol altında tutabilecek bir güce kavuşmuştur. Sözde TSK yapılanması, Emniyet ve MİT yapılanması ile birlikte örgütün “Silahlı Kanadı’nı” oluşturmuştur.
15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi, örgütün; mensupları sayesinde TSK’nın her türlü imkân ve silah gücünü gerektiğinde çıkarları doğrultusunda kendi halkına ve halkının iradesine karşı kullanmaktan çekinmeyeceğini açıkça göstermiştir.
Örgüt dilinde Mahrem Yerler:
- TSK (Genelkurmay ve Kuvvet Komutanlıkları),
- Emniyet (EGM ve İl Emniyet Müdürlükleri),
- Yargı (Adalet Akademisi, Hâkimler/Savcılar, HSK),
- MİT,
- Mülkiye (Valiler/Kaymakamlar),
- Bazı Özel Kurumlar (TİB, ÖSYM, TÜBİTAK),
İfade eder.

Özel Hizmet Birimleri; TSK, Yargı, Emniyet, Mülkiye, MİT gibi kurumlardaki yapılanmayı ifade eder. Örgüt asıl operasyonel gücünü bu birimlerden almıştır.
Örgütün gerek 17-25 Aralık 2013 öncesi ve sürecinde yapılan operasyonel faaliyetler, gerekse 15 Temmuz 2016 Darbe girişiminin planlama ve uygulaması Özel Hizmet Birimleri tarafından yürütülmüştür.
Özel Hizmet Birimlerinde hücresel yapılanma söz konusudur. Bu birimlerin deşifre olmasını önlemek için uygulanan hücresel yapılanmada; bir örgüt mensubunun, en fazla bir üst sorumlusunu ve/veya bir altında bulunan örgüt mensubunu tanıması amaçlanmaktadır.
a-Mahrem Yapılanmanın İşleyişi:
Örgüt için en önemli kurumlar olan TSK, Emniyet, MİT ve Yargı organlarına yerleştirilecek öğrenciler, “Talebe İmamları” tarafından belirlenmekte ve durumlarına göre sınıflandırılarak o yönde ders çalışmaları sağlanmaktadır.
Bu öğrenciler talebe evlerinden alınarak mahrem yapı dışındaki kişilerin bilmediği ve sadece mahrem hizmetlerde kullanılan “Özel Evlere” yerleştirilmektedir.
Evlere yerleştirilen öğrencilere kod isim verilmekte ve özel derslere tabi tutulmaktadır.
Örgütün mahrem yapısı tarafından ele geçirilen sınav soruları, Talebe İmamları aracılığıyla bu okullar için hazırlanan öğrencilere ezberletilerek sınavlarda başarılı olmaları sağlanmaktadır.
Talebe İmamı, sorumlu olduğu öğrenciyi genelde on beş günde bir kez ziyaret etmekte, ziyaret gerçekleşmezse ikinci buluşmanın ne zaman ve nerede gerçekleşeceği mutlak surette belirlenmektedir. Bu görüşmeler, katı kurallarla belirlenmiş yüksek gizlilik içerisinde gerçekleştirilmektedir.
b- FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Mahrem Yapılanma Şekli ve Süreci:
aa- Kadrolaşma Süreci:
Örgüt tarafından seçilerek yetiştirilen elemanlar, örgütün hedefleri doğrultusunda kamu ve özel sektörde istihdam edilmektedir. Kamudaki örgütlenme anlayışı, herhangi bir cemaatin üyelerinin devletin kademelerinde yer almasının ötesindedir.
Devletin kamu kurumlarına yerleşme, her vatandaşın hakkı olarak görülse ve Fetullah GÜLEN tarafından bu hak kılıf olarak kullanılmaya çalışılsa da gizlenmeye çalışılan bir gerçek vardır. Bu gerçek; FETÖ’nün sınav sorularını çalması, kumpas davalarıyla örgüt mensubu olmayanları tasfiye etmesi ve örgütün devlette monopol olmaya çalışması, hizmet asabiyyetinin sonucu olarak örgüt mensuplarının hizmet aidiyetini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından üstün görmesi, sadakatlerin devlete değil örgüte sunulması, devlet hiyerarşisi yerine örgüt hiyerarşisinin konulması, emirlerin sivil örgüt imamlarından alınması gibi birçok somut olayda görülmektedir.
Bu gibi somut olaylar da göstermektedir ki FETÖ mensubunun devletin kamu kurumlarına yerleşmesi/yerleştirilmesi değil, sızması ve halk tabiriyle ayrık otu gibi bulunduğu yerleri işgal etmesi söz konusudur.

15.07.2016 tarihli darbe girişimini gerçekleştiren FETÖ/PDY terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içerisindeki yapılanmasının "Mahrem Hizmetler" olarak isimlendirildiği ve yapılanmada gizliliğe azami derecede riayet edildiği bilinmektedir.
Genellikle ortaokul/lise döneminde kazanılan şahısların, örgütsel ideolojiye uygun olarak yetiştirilerek örgüt mensuplarınca özel bir sınavdan geçirilen bu şahısların, örgütün mahrem yapılanmasını oluşturan birimlerde istihdam edilmesine örgütün oldukça önem verdiği ve mahrem hizmetlerde kullandığı görülmektedir.
Mahrem yapılanmada yer alan bir örgüt mensubunun hayatını dört evrede özetlemek mümkündür. Bunlar şu şekildedir:
- Birinci evre; Işık Evi,
- İkinci evre; Hususi/Özel ev,
- Üçüncü evre; Eğitim süreci,
- Dördüncü evre; Birim yapılanması,
Çocuk yaşta örgüte kazandırılan öğrenciler, talebe evlerinden alınarak mahrem yapı dışındaki kişilerin bilmediği ve sadece mahrem hizmetlerde kullanılan özel evlere yerleştirilmektedir.
Örgüt mensupları, ortaokul ve lise dönemlerinden itibaren düzenli olarak örgüt liderinin ses veya görüntü kaydı haline getirilmiş vaazlarını, kitaplarını sohbet toplantılarında dinlemekte, izlemekte ve okumaktadır. Sohbet toplantıları, örgüt tarafından masum dini faaliyetler gibi gösterilmeye çalışılarak ardındaki örgütsel fikir ve idealler gizlenmektedir. Oysaki bu toplantılarda, dini kılıf altında ya da buzdağının görünmeyen yüzünü oluşturan kısımlarında örgütsel bir bakış açısı kazandırılmaktadır.
Örgütün elinden geçen ve endoktrine edilen örgüt mensuplarının bu bakış açısını kazanmaması, söz gelimi mahrem yapılanmada yer alan bir örgüt mensubunun bu ses kayıtlarını ve videoları izlememesi mümkün değildir. Çünkü bu örgüt mensuplarının ikna edilmesi, kandırılması, gönülden bağlanarak örgüt ideallerine hizmet etmesi için özel hizmet birimlerinde bulunmalarının elzem olduğu, kendilerini gizlemezlerse buralarda barındırılmayacakları, bu yüzden tedbir uygulamaları gerektiği, hedefledikleri amaçlara yönelik propaganda yapılmakta ve bu propaganda sohbet toplantılarında kitap, kaset vb. şekillerde adeta elemanların beynine işlenmektedir. Sonuç olarak bu propaganda, yolu ışık evlerine düşmüş, sohbet toplantılarına katılmış herkese uygulanan standart bir örgüt uygulamasıdır.
Bir örgüt mensubunun bütün bu hayat evreleri, sohbet toplantılarına katılmakla geçer. Örgütün temel direği, olmazsa olmazı bu toplantılardır. Nitekim terör örgütü lideri bu konuda şunları söylemiştir:
“Evvela kendimiz bu hizmetin büyüklüğünü kabul edelim, başkalarına anlatmadan. Evet, yani bu öyle bir hizmettir ki bunu mütevelli toplantısındaki bir akşam bile hiçbir şeye feda edilemez. Ne kadar feda edilemez yani? Mesela annemiz babamız ölse feda edilemez. Gider geçer, belli bir fasıldan sonra başında durur kaldırırız. Ama buraya gelinir. Çünkü bir arkadaş iki arkadaş buraya gelmeyince gelenlere gelinmiyor olabileceği fikri verilir. Gelenlerin şevki söndürülür. Kuvveyi maneviyesi kırılır. Biz her bir yerlerimiz şu cemaatin Kuvveyi maneviyesini takviye

etmek üzere el ele tutup omuz omuza verme mecburiyetindeyiz. İhlası salesinde buna temas ediyor. Birisinin geriye durması diğer arkadaşları (...) sarsabilir. Allah’ta diyor, o fabrikayı katar karıştırır, o saatin çarklarını katar karıştırır diyor. Demek biz öyle fabrikanın çarkları öyle saatin çarkları haline gelmişiz ki bu çarklardan bir tanesi dursa muvakkaten bu durgunluk, duraklama bütün çarklara sirayet ediyor. Birbirimizle çok bütünleşmişiz. Bu bütünleşmenin manevi keyfiyetini yani tablonun öbür yanını ben göremiyorum, tahminde edemiyorum. Fakat Allah bir araya gelmeyi böyle bu bütünleşme adına çok önemli sayıyor. Önemli kabul buyuruyorsa şayet bizim için bu çok önemli olmalıdır. Biz burada bir cemaat teşkil ediyoruz ve Allah’ın eli cemaatle beraberdir. (...) Arkadaşlarımız cennete giden yollardaki tıkanıklıkları açacak, herkesi gelmeye mecbur edecekler. (...) O zaman bu fedakâr arkadaşlarımıza bir gece gelmemeye bir şey takdir edelim. Bir gece mütevelliye gelmezse acaba ne takdir edelim? Bugünkünü muaf tutacağız. Mesela ...Bey yok, (X) yok, mesela ... bey de yok. Başınız sağ olsun. O aksatmazdı da benim şeyimdi o, izin alması lazım giderken, manevi şeyin yanında bir şey takdir edelim. Veremezlerse ben vereyim onu. Öyle bir şey söyleyelim ki ben veremeyeyim onu.... Bey diyor ki bir senelik burs versin. (Konuşmalar) Bir kere atlatana bir senelik burs takdir edelim. Ne güzel şey yine cennete giden yolda tıkanıklık açılıyor.”
Sohbet toplantılarını, çeşitli alt başlıklar altında incelemek ve sınıflandırmak mümkündür. Ortaokul döneminden irtibata geçilen çocuk yaştaki kişilerin katıldığı sohbet toplantıları “Keyfiyet” odaklıdır. Bu toplantı türünde, evlere gelenlere yoğun ideolojik eğitim programı uygulanmaktadır. Bunun haricinde sivil/bölge yapılanmalarında ve mahrem yapılanmalarda gerçekleştirilen toplantılar ise, iki genel kısımdan oluşmaktadır. Birincisi keyfiyet denilen örgütsel bağ oluşumunu sağlayan, destekleyen ve geliştiren kısım, ikincisi örgüt idaresi ve stratejileri ile alakalı “İş/Meslek” konularının görüşülmesi kısmıdır.
Keyfiyet odaklı toplantıların işleyişine bakıldığında;
- “Pırlantalar” olarak adlandırılan Fetullah GÜLEN’in kitaplarını okuma,
- Önceden kayda alınmış sesli ve görüntülü kayıtlarını dinleme ve izleme,
- Haftalık bamteli sohbeti, Sızıntı, Çağlayan Dergisi vb. yazılarını okuma/izleme,
-Örgüt mensubu yazarların kitapları, yazılarından kesitler okunması, anlatılması vb. faaliyetler,
İle örgütsel değerler aşılanmaktadır.
Daha önce de açıklandığı gibi bu faaliyetler rastgele değildir, belli bir plan dâhilinde, belli bir sistematik içinde, zamana yayılarak ışık evlerine gelmesi sağlanan herkese uygulanmaktadır. Bu toplantıların belli bir takvime göre, önceden belirlenmiş hedeflere ulaşılacak şekilde ayarlandığı ele geçirilen belgelerde açıkça görülmektedir. Bir yıl içinde sohbet toplantılarına katılan kişilere örgütün temel değerlerinin hemen hemen hepsinin eğitiminin verildiği anlaşılmaktadır. Ondan sonraki süreçte de her yıl, yine belli bir plan-program doğrultusunda bu değerler çerçevesinde “İdeolojik Örgüt Eğitimi”nin verilmeye devam ettiği görülmektedir.
Sohbet toplantılarının fonksiyonlarına, verilen ideolojik eğitimin içeriğine bakıldığında;

- Olağanüstü kişilik bilincinin aşılanması, (Fetullah GÜLEN’in insanüstü özelliklere sahip, ilahi irade tarafından seçilmiş ve özel bir misyonla dünyaya gönderilmiş, her dediği ilahi iradenin isteklerini yansıtan ve yanlış olması mümkün olmayan bir kişi olduğuna iman edilmesi)
- Kutsal dava fikrinin yerleştirilmesi (Fetullah GÜLEN’in olağanüstülüğüne iman etmiş kişilerin, ona verilen kutsal görevleri, ona bağlanan kutsal ordusuyla başaracağına olan inanç)
- Ham olarak gelen hedef şahısların örgüt elemanına dönüştürülmesi, bu hedef şahıslara örgütün ideolojisi ile öğretilerinin empoze edilmesi,
- Toplantıya katılanların bireysel dönüşümlerinin sağlanması ve radikalleştirilmesi,
- Grup aidiyetinin keskinleştirilmesi,
- Dayanıklılık, katı disiplin ve mutlak itaatin sağlanması,
- Bağlılık, güven ve sadakatin oluşturulması,
- Birlik ruhunun sağlanması,
- Örgüt idealleri doğrultusunda mücadele ederken başa gelebilecek her türlü zorluk ve acıya (örgüt içinde imtihan olarak adlandırılır) karşı insanı kayıtsız kılan bir dayanıklılık kazanılması, psikolojik olarak önceden hazırlanılması,
- Hizmet uğruna ölmenin erdemi ve mükâfatının cennet olduğu bilincinin yerleştirilmesi,
- Moral değerlerin ve mücadele kapasitesinin yükseltilmesi,
Şeklinde olduğu görülmektedir.
Sohbet toplantılarının örgütün temellerinin dayandığı en önemli taşıyıcı sütun olması dolayısıyla gizlenmesi ve dış müdahalelere karşı çeşitli şekillerde korunması gerekmektedir. Örgüte hâkim olan gizlilik ilkesi, diğer uygulama ve faaliyetlerde olduğu gibi sohbet toplantılarının da koruyucu kalkanıdır. Bu toplantıların ne zaman, nerede yapıldığı açık ve şeffaf değildir. Özellikle mahrem hizmetler toplantılarının gizliliği için birçok tedbir uygulanmaktadır. Yine gizlilik ilkesi gereği bu toplantılar, “Dini Faaliyet, Dini Sohbet” kılıfı altında hedef saptırma yöntemi kullanılarak ardındaki örgüt gerçekleri saklanmaya çalışılmaktadır.
Örgütün toplantılara bakışı gayet nettir. Elemanların örgüt içi değerinin, toplantılara katılma durumuna göre belirlendiği örgütten ele geçirilen bütün belge ve dokümanlarda açıkça görülmektedir.
Toplantılara aksatmadan, düzenli katılanlar ele geçirilen bütün fişleme belgelerinde en sadık, en yüksek mertebede yer alan kişiler olarak nitelendirilmektedir. Ara sıra aksatanlar, bir alt basamakta yer almakta ve kendi içinde aksatma sıklığına göre sıralanmakta/sıralanabilmektedir. Aksatma sıklığı artanlar ve gelmemeye başlayanlar “Ümit” pozisyonuna düşürülmekte, bunlar da kendi içinde kategorilere ayrılarak ve tekrardan kazanılmak bunlara özel stratejilerle yaklaşılmaktadır. Bu çabaların da sonuçsuz kalması ve kişinin irtibatı keserek toplantılara katılmaması örgütten çıkma anlamına gelmektedir.

Diğer terör örgütleriyle mukayese edilemeyecek ölçüde gizliliğe büyük önem vermesi, yasadışı faaliyetlerinin bilinmesinin önüne geçmek ve meçhulde kalmasını sağlamak, örgüt mensubunun güvenliğini sağlamak, örgüt mensubunun kriptolanması ile deşifre olmasını engellemek, yapılması planlanan eylemin veya yasadışı faaliyetin başarıyla gerçekleştirilmesini temin etmek, yasadışı faaliyetlerin akabinde mümkün olduğunca az iz ve emare bırakmak amacına yönelik KOD ADI kullanılmakta ve yine mahrem hizmetlerde kullanılan evlere yerleştirilen öğrencilere özellikle KOD isim verilerek özel derslere tabi tutulmaktadır.
Örgütün neredeyse tüm uygulamalarında olduğu gibi gizlilik de istismar edilen dini kavramlarla kamufle edilmekte, örgüt jargonunda TEDBİR olarak adlandırılmaktadır.
Böylelikle, örgüt mahrem hizmetlere yerleştirdiği mensuplarını ikişer üçer kişiden oluşan, birbirinden ayrı ve habersiz hücreler halinde sözde abilerin sorumluluğuna vermiş, kod adı vererek gerçek isimlerini gizlediği bu örgüt üyelerinin, hiçbir hücre diğer bir hücreden haberdar olmayacak şekilde, ayda sadece bir-iki kez örgütün evlerine gitmelerini sağlayarak ya da dışarıda yüz yüze görüşerek deşifre olmalarının önüne geçmeye çalışmıştır. Mahrem hizmetlere sızan elemanların korunması, bulundukları yerde tutunabilmeleri ve arkadan gelenlerin önünün açılabilmesi için her türlü yol ve yöntemin uygulandığı anlaşılmıştır.
Mahrem hizmetlere giren öğrencilerin örgütsel görevi hedef üniteye girmekle sonlanmaz. Öğrenci sınavı kazandıktan sonra, kendisini hazırlayan abisi ya da onun yerine görevlendirilen başka bir abi ile takibi yapılır. Bu abiler vasıtasıyla hedef ünitelere sokulan örgüt mensubu öğrencilerle sık sık görüşülür. İrtibatın hiçbir zaman koparılmadığı FETÖ mensuplarının sadakatlerine göre gruplara ayrılarak eğitim hayatları boyunca bir an olsun boş bırakılmadan verilen görevleri yerine getirmesi istenir. Öğrenci okulu bitirene kadar bu işlemler, bu şekilde büyük bir gizlilikle devam eder.
Hususi/mahrem yapılanmaya yerleştirilmesi planlanan bir öğrencinin sınav öncesi gelişim aşamasını takip etmek ve görülen aksaklıklar varsa giderilmesini ve Birim Yapılanması ile Bölge Yapılanması arasındaki bağlantıyı sağlayan, koordinasyon görevleri olan, örgüt mensuplarının devlet birimlerine sızdırılmasına ve yerleştirilmesine işlerlik kazandıran ve mahrem yapılanmanın devamlılığına katkıda bulunan GEZİCİ yapılanmasında görevli örgüt mensuplarının; yılda bir veya iki kez de hususi/mahrem yapıda olup sonraları irtibatını koparan ve yapı içerisinde ARIZA olarak adlandırılan kişilerden sorumlu olup, bunların tekrar yapıya kazandırılmasında görev alan ÜMİTÇİ diye tabir edilen yapılanma ile görüşmeler yaptıkları tespit edilmiştir.
Bu görüşmelerde; ÜMİTÇİ grubunun, GEZİCİ’lerden genellikle ARIZA’ya düşen şahıslar hakkında yardım talebinde bulunduğu, bu kapsamda ümitçilerin şahsın daha iyi tanındığı ve şahısla ilgili toplanan her türlü bilgilerin de bulunduğu elemanı ilk yetiştiren bölgeden şahısla ilgili ayrıntılı bilgileri kendilerine vermelerini gezicilerden istediği, gezicilerin de ümitçilerin isteklerini ilgili ilin EĞİTİM DANIŞMANI’na ilettiği anlaşılmıştır.

Örgütten kopma aşamasına gelmiş, devri tamamlanamayan öğrencilerin tekrardan örgüte katılımının sağlaması amacıyla, öğrenciler sistem üzerinden Ümit yapılanmasına aktarılır.
Öğrenci, eğer okuldan yeni mezun olarak birim yapılanmasına aktarılmış ise birimden koptuğu anda sistem üzerinden bir önceki geldiği yerdeki sorumlularına ulaşılır. Hangi ilden askeri okula kazandırıldıysa o ildeki Doktor-Gezici-Öğretmen olarak adlandırılan sorumlusuna ulaşılır ve öğrencinin nerede, nasıl, neden koptuğuna ilişkin rapor verilir.
Doktor-Gezici-Öğretmen olarak adlandırılan sorumlular tekrar öğrenci ile görüşerek yapılanmaya kazandırılmaya çalışılır. Bunun için öğrenci olan şahsın yapı içerisinde bulunan aile mensubu, atandığı ildeki sorumlusu ve ilk geldiği ildeki sorumlusu ile bir araya gelinir. Hem arkadaşlık ilişkileri, aile ilişkileri, devrelerinden yapı içerisinde olan beraber grup olmuş olduğu halen birimde öğrenci olanlar devreye sokularak kopma aşamasında olan öğrenci tekrar birim yapılanmasına alınmaya çalışılır.
Bu aşamada kopma aşamasındaki öğrenciye yapıdan çıktığı takdirde çok büyük şefkat tokadı yiyeceği, askeri okulu kazanmasında bir sürü insanın emeğinin olduğu söylenerek psikolojik baskı yapılır.
Öğrenci hala birim yapısına devam etmek istemiyorsa öğrencinin görev yaptığı yerdeki birim içerisinde faaliyet gösteren bir öğrenciye, ayrılmak isteyen şahsı zimmetleyerek takibini yapar. Buna rağmen örgüte geri kazandırılamazsa örgüt tarafından “şefkat tokadı” olarak tabir edilen adli veya idari müeyyidelere tabi tutulur.
Bu kadrolaşma süreci; öğrencinin/elemanın bulunması, mahrem yapıya seçilmesi, hazırlanması, sınava sokulması ve kazandırılması, eğitim birimlerinde irtibatının ve ideolojik eğitiminin devam ettirilmesi, meslek hayatına geçtiğinde örgüt elemanı olarak örgütsel faaliyetlere iştirak etmesi ve hayatının örgütün hedefleri doğrultusunda sürdürmesini kapsamaktadır.
Meslek hayatına başlayan örgüt mensubu; maaşından yaklaşık %10 (evlilik durumuna göre değişkenlik gösterebiliyor) veya üstü HİMMET adı altında para vererek örgüte finansman sağlamakta, evlilik kararı vermesi durumunda örgütün izin verdiği kişiyle evlenmekte, toplantılara katılarak ideolojik bağlarını sürekli canlı tutmakta, devlet içerisinde kalması gereken bilgileri dışarı sızdırarak sivil sorumlusuna aktarmaktadır. Yine örgütün uygun görmediği bir şahısla evlenmenin ise örgüt tarafından olumsuz karşılandığı ve müeyyidesinin olduğu bilinmektedir.
Bütün bunlar, örgüt mensuplarının en özel bireysel alanına dahi örgütün büyük ölçüde nüfuz ettiğini ve akrabalık bağlarından bile daha sağlam olan örgütsel bağların mesleki hayatları boyunca devam ettiğini göstermektedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Oluş, iddia, mahkememe kabulü, sanık savunmaları, dosya kapsamı ve özellikle hükme esas alınan bir delilin kanuna aykırı olarak elde edildiği kabul edilse bile istisna olarak sanıklar lehine delil olarak kullanılabileceği hususu nazara alındığında;
Hükme esas alınan ve sanıklardan ...'den ele geçirildiği kabul edilen Toshiba... seri nolu 8 GB kapasiteli hafıza kartı içerisinde elde edilen bilgilerden, öğrenci olarak isimlendirilen asker olan sanıkların örgütten kopan ve ümit yapılanmasına aktarılan kişiler olarak gösterildiği, örgüt terminolojisinde ümit yapılanmasına aktarılan kişinin örgütten kopan öğrenciler olarak tanımlandığı, etkin pişmanlıktan faydalanan ve duruşmada tanık olarak dinlenen şahısların beyanlarıyla da "sanıkların örgütten koptuklarının" doğrulandığı, yine bir kısım sanıklar hakkında hükümden önce/sonra dosya içerisine gönderilen ardışık/periyodik arandıklarına ilişkin ankesör/sabit hat aramalarına ilişkin arama kayıtları incelendiğinde aramaların Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarih ve ... sayılı kararında ilkeleri ortaya konulan arama kriterlerlerine (aynı rütbeden olması gibi) uymadığı, bu aramaların sanıkların savunmalarında geçtiği üzere ümitçi tabir edilen mahrem imamların sanıkların tekrar örgüte kazandırılmasına yönelik aramalar olmasının muhtemel olduğu, sanıkların soruşturmanın en başından beri süreklilik gösteren savunmalarında örgüt ile bağlarını kopardıklarını söylemeleri, bu beyanlarının sanık ...'ten elde edilen belge ve tanık beyanlarıyla doğrulanması, dosya kapsamında elde edilen delillerden sanıkların örgütsel bağlarını kopardıktan sonra tekrar örgüt ile irtibat kurduklarına ya da örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduklarına ilişkin eylem ve faaliyetlerine de rastlanılamaması nazara alındığında, TCK'nın 30/1 maddesi gereğince haklarında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık ... ve müdafii, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/2 maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın... 32. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.11.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Alıntı
Konu Etiketleri

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

İzin verilen maksimum dosya boyutu 1MB

 
Ön İzleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı
Paylaş: