Üniversite döneminde evlerde kalma ile hakim savcı hazırlık evlerinde kalmaya dair


hukuksalyardim
(@hukuksalyardim)
Üye Admin
Katılım: 1 sene önce
Gönderiler: 2097
Topic starter  

ANKARA 19. AĞIR CEZA MAHKEMESİ 2018/411esas sayılı 2019/307 karar sayılı kararında;
‘….DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ:
Sanık savunması, soruşturma ve kovuşturma aşamasında dinlenen tanık beyanları nazara alındığında; sanığın İstanbul Hukuk Fakültesi'nde eğitim gördüğü 2010-2014 yılları arasında bir dönem İstanbul ilinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı evlerde kaldığı, lisans eğitiminin tamamlanması akabinde Ankara ilinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı hakim/savcı hazırlık evlerinde kaldığı ve bu evde kullanılan sabit hattın sanık adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
SANIĞIN HUKUKİ DURUMU:
Tüm toplanan deliller doğrultusunda sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olup olmadığına yönelik değerlendirme yapılmasına gelince;
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 26.03.2019 tarih, 2017/4295 esas ve 2019/2036 karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; "...Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir."
Görüldüğü üzere; Silahlı örgüte üye olmak, TCK'nın 314. maddesinin birinci fıkrasında nitelikleri belirtilen örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir evlerde lisans eğitim hayatının bir döneminde kaldığı, mezuniyeti akabinde hakim/savcılık mesleki sınavına hazırlık amacıyla örgüte müzahir sınav hazırlık evlerinde kaldığı ve bu suretle terör örgütü üyesi olduğu iddiası ile kamu davası açılmış ise de; sanığın savunmalarında örgüt üyeliği suçlamalarını istikrarlı bir biçimde inkar ettiği, örgüt evlerinde barınma ve sınav hazırlık amacıyla kaldığını beyan ettiği,
Bu durum Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/6342 Esas, 2019/4347 Karar numaralı ve 19.06.2019 tarihli içtihadında; " ... sanık ....'nın 2002-2003 eğitim yılında örgütle iltisaklı dersaneye gitmesi ve örgütle iltisaklı yurtta kalması müsnet suç yönünden delil ya da örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği ... " şeklinde açıklandığı üzere örgütle iltisaklı olduğu bilinen yurtlarda/evlerde barınma amaçlı konaklamaların silahlı terör örgütü üyeliği için aranan süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren eylemlerden olmadığı, iddianamede örgüt üyesi olmayanların hakim/savcı hazırlık evlerinde kalamayacağı belirtilmiş ise de, mezkur evlere giriş için hangi örgütsel faaliyet ve organik bağlılığın gerektiği hususunda somut bir değerlendirme ve maddi bir delilin dosyaya sunulmadığı, bu cihetle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün adli yapılanması için basamak olarak kullandığı hakim/savcı hazırlık evlerinde kalma hususu sanık bakımından kuvvetli bir şüphe doğurmuşsa da, tanık beyanları, sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan Bylock iletişim sistemini kullandığı yönünde bir tespit bulunmadığı, kod isim kullandığı yönünde tespit yapılamadığı, sınav sorularını temin ettiği yönünde bir delile ulaşılamadığı, örgüte müzahir hakim/savcı hazırlık evinde örgütsel bir faaliyet icra ettiği yönünde yeterli delil bulunmadığı hususları nazara alındığında, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağ kurmak sureti ile hiyerarşi altına girerek örgüt üyeliği suçunu işlediğini gösterir mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından delil yetersizliği sebebi ile beraatine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..’’


Alıntı

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Ön İzleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı
Paylaş: