Ankesörlü telefondan aranmaya dair beraat kararı


hukuksalyardim
(@hukuksalyardim)
Üye Admin
Katılım: 1 sene önce
Gönderiler: 1862
Topic starter  

Karardan;...Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birliktedeğerlendirildiğinde; FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün "mahrem yapısı" olarak bilinen TSK içerisine sızdırdığı üyelerinin çeşitli tarihlerde örgüt içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet gösteren şahıslarca gruplar halinde organize edilerek örgüt toplantılarına katıldıkları, toplantıların organize edilmesinde ve katılımlarında gizliliğe riayet edildiği, istisnai durumlar haricinde bir grupta bulunan kişilerin diğer grubun toplanma yerini, zamanını ve katılımcıları bilmediği, gruptaki kişi sayısının değişken olduğu, gruplardan sorumlu imam/abi denilen örgüt mensuplarının, TSK mensubu örgüt üyeleri ile iletişim kurarken kendilerini ve iletişim kurdukları örgüt mensuplarını deşifre etmemek amacıyla çoğunlukla çeşitli büfe ve iş yerlerinde bulunan telefonlar ile ankesörlü telefonları, yani sabit hatları kullandıkları, toplantı yeri, zamanı belirlendikten sonra belirlenen tarih ve adreste buluşulduğu, sohbet adı altındaki örgütsel toplantılarda bilgi/talimat alışverişinin yanı sıra örgüt lideri Fetullah Gülen'in kitaplarının okunduğu, konuşma videolarının izlendiği, başka asker şahıslarla birlikte günümüz teknolojisine uygun olmayacak biçimde sabit hatlardan ardışık şekilde aranan sanık ikrar içeren savunmasında belirttiği üzere;

Söz konusu örgütle ilk kez 2006 yılında üniversite sınavlarına hazırlık döneminde isimli bir şahıs vasıtasıyla tanıştığı, bu şahsın yönlendirmesiyle dershaneden arkadaşları, ile birlikte örgüt evlerinde sohbet toplantılarına katıldığı, 2006 ÖSS sınavında Gazi Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünü kazandığı, ailesinin Üniversiteye gitmesini istemesine rağmen maddi durumlarını düşündüğünden ÖSS puanı üzerinden askeri sınavlara girdiği ve hepsini kazandığı, maddi anlamda daha daha olduğunu düşündüğü Hava Astsubay Meslek Yüksek Okullunu tercih ettiği bu aşamada yapıdan kimsenin kendisiyle irtibat kurmadığını ve yönlendirmediğini beyan ettiği, intibak eğitimi bittikten sonra isimli şahısla onun araması üzerine yeniden irtibat kurduğu, bu şahısla ilerleyen yıllarda da irtibatının devam ettiği, 2008 yılında göreve başladıktan sonra sabit veya ankesörlü hattan arandığı, arayan kişinin isimli şahıstan telefonunu aldığını söylediği, bu şahısla da görüştükleri, yine kitap okuyup sohbete katıldığı, daha sonrada bu şahıs ile bir iki kez görüşmeye gittiği,2009 mayıs ayından itibaren örgüt mensuplarıyla görüşmeyi kestiğini belirttiği, temmuz 2012 iline tayini çıktıktan bir süre sonra kayıtlı sabit hattan arandığı, görüşme isteğini kabul ettiği, kendisini almaya gelen örgüt mensubuyla buluşarak bir eve gittiği, evine gittikleri şahsın isimli olduğu, bu isimli örgüt mensubu olduğu, burada azarlandığı, tekrar aranması üzerine bu şahısla tekrar aynı yerde görüştükleri, daha sonra sabit hattan birkaç kez arandığını ancak görüşmeye gitmediğini hatta bundan dolayı ilinden de sabit hattan arandığını, 2015 yılında tayinin çıktıktan sonra örgütle irtibat kurmadığını beyan ettiği, yine kovuşturma aşamasında elde edilen ait ifade ve teşhis tutanaklarından üniversite hazırlık döneminde dershanedeyken örgüt elemanı isimli şahsın sanıkla birlikte kendileriyle tanıştığını beyan ettiği, sanığı da teşhis ettiği, sanığın örgütle tanışmasına dair beyanını doğruladığı, tüm bu anlatımlar ve tespitler uyarınca sanığın üniversiteyi kazanmasına ve ailesince kazandığı bölümde eğitim görmesi istenmesine rağmen örgüt tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde astsubaylık mesleğine yönlendirildiği, adı geçen isimli örgüt mensubunun bu kararda etkili olduğunun anlaşıldığı, eğitim döneminde ve mesleğe geçtikten sonra da yukarıda anılan mahrem yapı iletişim yolu olan büfe/ankesör sabit hatlarından tekil/ardışık aranma suretiyle sanığın mahrem imamları ile iletişim kurduğu, buna göre ifadesinde belirttiği üzere 2008-2009 yıllarında, 2012 temmuz ayından birkaç ay sonra, tespit edilen kayıtlardan da anlaşıldığı gibi kasım/2013- nisan/2014(dahil) döneminde de 17'si ardışık (diğer kolluk personellerinin de arandığı) olmak üzere farklı tarihlerde toplam 23 kez arandığı, bu şekilde mahrem yapı imamları ile ankesörlü hatlardan iletişim kurduğu,
Böylelikle tüm dosya kapsamından, sanık 'nin 2006 yılından itibaren uzun yıllar boyunca FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün askeri yapılanmasında görevli mahrem imamlarına bağlı olarak, örgüt hiyerarşisi içerisinde "öğrenci " konumunda yer aldığı ve fakat örgütle olan bağını, örgütün kirli ve karanlık yüzünün ortaya çıktığı kamuoyunda 17/25 Aralık süreci olarak bilinen süreçten sonra devam ettirdiğine yönelik her türlü şüpheden uzak doğrudan bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı, salt arama-aranma bilgilerine bakılarak bu konuda kesin bir kanaate varılamayacağı, zira 17 -25 Aralık 2013 tarihinden sonraki HTS kayıtlarının, içeriklerini tespit etme imkanları bulunmadığından ancak diğer deliller ile desteklenmesi halinde silahlı terör örgütü suçu açısından sanık aleyhine değerlendirilebilir bir delil mahiyeti taşıdığı, sanığın da beyan ve savunmalarında bu örgütle bağını anılan süreçten sonra kestiğini ifade ettiği, sanık savunmalarının aksini ortaya koyan ve müsnet suçun oluştuğu noktasında oluşan şüpheyi gideren herhangi bir delilin de bulunmuyor oluşu karşısında, somut olayda "şüpheden sanık yararlanır" ilkesinin uygulanması ile sanığın beraatine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Bu konu 12 ay önce tarafından hukuksalyardim tarihinde düzenlendi

Vyk beğenme
Alıntı
Konu Etiketleri

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Ön İzleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı
Paylaş: