İltisakı ve irtibat...
 

İltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığı gerekçesi ile HSK kararı ile meslekten çıkartılan hakim/savcıya ilişkin Danıştay kararı


hukuksalyardim
(@hukuksalyardim)
Üye Admin
Katılım: 2 sene önce
Gönderiler: 2272
Konu başlatıcı  

DANIŞTAY

BEŞİNCİ DAİRE

ESAS NO: 2017/7042

KARAR NO: 2021/2334

DAVACI:.

DAVALI: Hakimler ve Savcılar Kurulu

VEKİLİ: Av. .

DAVANIN KONUSU :

Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 13/02/2017 tarih ve 2017/35 sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun 04/05/2017 tarih ve 2017/681 sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI:

Somut gerekçe ve delile dayanmaksızın tesis edilen dava konusu kararların Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesine, temel hakların korunmasına ilişkin düzenlemelere, disiplin soruşturmasına ilişkin yasal mevzuata ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu, FETÖ ile iltisakı ya da irtibatının bulunmadığı, savunmasının alınmadığı, soruşturma yapılmadığı, masumiyet karinesi, suç ve cezada şahsilik ilkesinin ihlal edildiği, suçun unsurlarının oluşmadığı, kararların idari işlemde bulunması gereken unsurlardan sebep unsuru yönünden yoksun olduğu ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI:

Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİNİN DÜŞÜNCESİ:

Davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.

DANIŞTAY SAVCISI DÜŞÜNCESİ:

Dava, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere ilişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 13.2.2017 tarih ve 2017/35 sayılı kararı ile meslekten çıkarılmasına ve yine aynı Kurulun 4.5.2017 tarih ve 2017/681 sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemine ilişkindir.

Davalı idarenin usule yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.

Anayasanın 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.", 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz, ... meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", 140. maddesinin üçüncü fıkrasında da, "Hakim ve savcıların meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.", "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında ise, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz" hükümlerine yer verilmiştir.

2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, "Hakim ve savcıların: a) fıkrasında, Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) fıkrasında, Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, hallerinde görevleri sona erer." şeklinde düzenleme

yapılmıştır.

6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış,

"Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, Adli ve idari yargı hakim ve savcıları hakkında meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma Genel Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu" başlıklı 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, 15/07/2016 günlü darbe girişimi sonrası; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa'nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükümete olağanüstü hal ilan edilmesi yönündeki 20/07/2016 tarih ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu'nca ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21/07/2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

08/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan, 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 11. maddesinin 2. fıkrası ile, "22/07/2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3'üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir." hükmü getirilmiştir.

Dava konusu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla; ilgililer hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikayet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hakim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hakim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hakim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.

Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 13.2.2017 tarih ve 2017/35 sayılı kararında ismi yer alan davacının ve meslekten çıkarılan diğerlerinin yeniden incelenme talepleri de anılan Kurulun 4.5.2017 tarih ve 2017/681 sayılı kararıyla ayrı ayrı reddedilmiştir.

Ceza yargılamasında hükme esas alınacak kanıtların kesin ve şüpheye mahal bırakmayacak kuvvette olması gerekir. Ancak disiplin cezalarında her türlü done değerlidir ve kanaat oluşumu için önem arz eder.

Yargıç ve savcıların kararlarının normatif kurallara ve hukuka uygun olması, gerekçelerinin hukuk alemini tatmin etmesi kuşkusuz çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli husus da bir bütün olarak yargı camiasının özellikle de yargı mensuplarının kamuoyunda bıraktıkları intibadır. Toplumda adalete güven ve inancın artmasında meslek mensuplarının isabetli kararlarının yanında vakur ve tarafsız duruşlarının katkısı yadsınamaz bir realitedir.

Anayasa'ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği kuşkusuzdur.

Dosyanın içeriğinden ve davalı idarece sunulan belgelerin incelenmesinden, tanık/şüpheli ifadeleri ile davacıya ilişkin tespitler dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemektedir.

Öte yandan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının parasal haklarının tazmini isteminin yasal dayanağı da bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle davanın reddi yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmediğinden işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:

A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ

1)Genel Olarak

Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.

Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.

MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükümete olağanüstü hal ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hal ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hal, daha sonrasında üçer aylık dönemler halinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.

23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye'de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü halin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)'nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme'den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.

23/07/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hakim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkanının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.

2) Davacıya İlişkin Süreç

13/02/2017 tarih ve 2017/35 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından 04/05/2017 tarih ve 2017/681 sayılı kararla reddedilmiştir.

Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 03/03/2021 tarih ve E:2018/316, K:2021/87 sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.

B) İLGİLİ MEVZUAT

.

C) İNCELEME VE GEREKÇE

1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç

AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike halinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.

Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkanı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.

Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).

Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkanı tanınmıştır.

Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.

Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK'nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.

Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.

Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkanı sağlanmıştır.

06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hali dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkanı sağlanmıştır.

Bu kapsamda, davacıya; davalı idare tarafından dosyaya sunulan ikinci savunma dilekçesi ve ekleriyle ilgili beyanlarını sunabilmesi için Dairemizin 27/02/2020 tarihli kararıyla on (10) günlük; 05/11/2020 tarihli ek beyan dilekçesi ve ekleri ile 20/04/2020 tarihli Danıştay Savcı düşüncesine cevap dilekçesi ve ekindeki CD ile ilgili beyanlarını sunabilmesi için Dairemizin 16/02/2021 tarihli kararıyla on (10) günlük süre tanınmıştır.

Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi halinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.

Bununla birlikte, AİHS'in "Adil Yargılanma Hakkı'' başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013,§ 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.

AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).

Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.

Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.

2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ'nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma haline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.

1970'li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, milli eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan "Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!", "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", "Türkiye'deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. ...bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. ..sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.", "Bir gün bana Ankara'da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak" şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:

"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara'daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...

Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...

HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.

Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşıyabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...

Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...

Örgüt faaliyetlerinin birçoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."

Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan .ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: ".Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. .Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. .Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. ...bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15'ini, evlendikten sonra ise %10'unu cemaate himmet olarak verdim. .Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. .Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV'yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu."

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan ..ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı . kod adlı şahsın katıldığı .bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben 'elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.' dedi. .Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. .Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. .Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook'taki hakim-savcı gruplarında ya da adalet.org'da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; . mahkemede yanıma gelip bana telefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook'taki hakim savcı gruplarında ve adalet.org'da '[.] Gerçeği' isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- .Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır.

...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3'teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara'da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Birçok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir."

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan ...ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi."

Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma haline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.

Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dahil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı .nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. .nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez-desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.

3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü

AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Dziautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No:39799/98, 22/11/2001;

Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Dziautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004,§57; Zickus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).

AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hakimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.

Anayasa'nın "Hakimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii her şeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.

Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.

Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hakim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.

4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği

Anayasa'nın 139. maddesinde hakim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hakimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.

Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hakim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.

Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.

Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.

Terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hakim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hallerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hali de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.

Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.

Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.

5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi

Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.

Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu kararların tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu kararların hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.

a) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları

Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:

Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan ... Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/01/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "6- ..: "Yazılı sınavı kazandıktan sonra mülakattan önce iki gün aynı evde beraber kalmıştık. O zaman konuştuğumuzda üç senedir deniyorum yazılı sınavları kazanamadım demişti. O tarihte ilk kez kazanmıştı.",

Aynı şahıs Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişlerince düzenlenen 03/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "..Hakimlik savcılık sınavını kazanıp da Keçiören tarafında hakim savcı mülakat evi denebilecek FETÖ/PDY kontrolündeki bu ikinci evde mülakat bekleyenler aşağıda isimlerini saydığım kişilerdir: (soyadını hatırlamıyorum) :17. Dönem Hakim adayıdır. Kendisinin 2-3 senedir hazırlanmasına rağmen yazılı sınavları kazanamadığını söylüyordu. Tanığa Adalet Akademisi ve staj yaptığı 17. dönemden tanıdığı FETÖ/PDY ile iltisaklı ve irtibatlı olduğunu bildiği kişiler ile ilgili bilgi ve görgüsü, 17 dönem Adalet Akademisi yıllığında yer alan fotoğraflarından teşhis ettirilmek suretiyle soruldu: (...): Kendisini 17. Akademi yıllığında yer alan fotoğraftan teşhis ettim. Yukarıda verdiğim bilgiler geçerlidir...",

Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan . Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 02/11/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağında, "..1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: Ben 2013 yılı eylül ayında Ankaraya giderek toplama evinden sonra 1. Hakim savcı çalışma evinde kalmaya başladım ve 2013 yılı aralık ayına kadar bu evde kaldım. bu evde komşularla muhatap olmak zorunda kalırsak kendimizi avukat yada öğrenci olarak tanıtmamızı söylenmişti, kesinlikle hakim savcı çalışma evinden bahsedilmemesini istenmişti. Bu evde farklı illerin hukuk fakültelerinden mezun şahıslar yapı tarafından toplanmıştı ve hakim savcı sınavlarına hazırlanılıyordu. Bu evde benimle beraber ., ., ., . isimli şahıslarla toplamda 5 kişi birlikte kaldık Bu evde kod adım . idi. diğer şahısların kod adı kullandıklarını hatırlamıyorum, çünkü ben kod adı yerine gerçek isimleri ile hitap ediyordum, zaman zamanda şahıslar kod adlarını değiştiriyorlardı...24-.: Bıı şahsın soyadını hatırlamıyorum, Kırıkkaleli olabilir, İstanbuldan bir üniversiteden hukuk mezunudur, 1. Hakim savcı çalışma evinde beraber kaldık, sonrasında ne iş yaptığını bilmiyorum, bu şahıs orta boylu, zayıf yapılı, esmer tenli bir şahıstır görsem teşhis ederim.",

Aynı şahıs Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 04/11/2017 teşhis tutanağında, davacıyı kesin ve net şekilde teşhis ettiği görülmüştür.

Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan . Erzurum Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 10/11/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağında, "..2012 yılının kurban bayramının öncesinde Ankaraya çağırdılar, bende ancak bayramdan sonra gelebileceğimi söyledim, 2012 yılının kurban bayramından sonra Ankara iline gittim, beni hakim-savcı evlerine yerleştirdiler ve bu durumu kesinlikle ailelerimize bile söylemememizi dediler, ben Ankara ilinde 2012 yılının son aylarında hakim-savcı çalışma evlerinde kaldım, Ankara da beni terminalden bir bayan karşıladı, bu bayanın adını ve nereli olduğunu bilmiyorum...bu evde yine ..vardı, bu şahıslar ile birlikte 2012 yılının son aylarında 15 gün kadar kaldım, evde ders çalıştık ve daha sonra İdari Hakimlik sınavına girdim, iki gün sonra beni bir bayan bu evden alarak başka bir çalışma evine götürdü, beni götüren bu şahsı da tanımıyorum, diğer çalışma evinde yine benle birlikte ...vardı, evde bu 4 şahıs ile birlikte kaldık ve Adli yargı sınavı için hazırlanmaya başladık,...beni yine Ankara da bir çalışma evine yerleştirdiler, tarih 2013 yılının Şubat ve ya Mart ayları olmuştu bu evde benli birlikte (nereli olduğunu ilmiyorum) ile kaldık...",

Aynı şahsın Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 16/11/2017 tarihli teşhis tutanağında, davacıyı kesin ve net şekilde teşhis ettiği görülmüştür.

Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan ... Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 29/09/2017 tarihli şüpheli ek ifade tutanağında, "..Hakim Savcı Çalışma Evi: 2013 yılında ben Manisa ilinde ailemin yanında iken Üniversite boyunca kullandığım ve şuan numarasını hatırlamadığım kendi üzerime kayıtlı olmayan numarayı İsmini . KOD ADI olarak tanıtan bir bayan sabit bir numaradan aradı. Ankara iline ne zaman geleceğimi sordu. Ben de Ağustos ayının sonunda geleceğimi söyledim. . isimli bayan beni anlaştığımız gün ve saatte beni AŞTİ otogarında karşıladı. . isimli bayan tek başınaydı. Birlikte Aşti otogarından bir taksiye binerek Ankara ili Keçiören ilçesinde Dutluk denilen yerdeki 4 yada 5 katlı bir apartmanın son katında bulunan bir eve götürdü. Evde birden fazla kişi vardı bana bu evde geçici olarak kalacaksın diyerek evden ayrıldı. Ben ilerleyen süreçte bu evin mülakat evi olarak kullanıldığım sınavlardan sonra bu evde kalmam üzerine öğrendim. Bu evde benimle birlikte geçici olarak kalanlar... isimli bayanlar vardı, Bu evde yaklaşık bir hafta kadar kaldık, Bu evde cep telefonu kullandık. Sabit telefon yoktu. Yaklaşık bir hafta sonra . kod adlı bayan kaldığımız eve gelerek beni, ..'yı alarak Ankara Keçiören ilçesindeki Etlik semtinde o dönem . market isimli iş yerinin civarındaki 5-6 katlı rengini beyaz olarak hatırladığım ismi hatırlamadığım bir apartman dairesinin ikinci katına numarasını hatırlamadığım bir daireye götürdü.. . isimli bayanın götürmüş olduğu evde toplam 6 kişi kalmaklaydık. Evde 3 oda vardı. Bu Hakim ve Savcı çalışma evinde benim ile birlikte Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu ..., Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu ..., Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu olduklarını hatırladığım nereli olduklarını ve soyadlarını hatırlamadığım . ya da . ile . isimli bayanlardı..."

Aynı şahsın Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 02/10/2017 tarihli teşhis tutanağında, davacıyı kesin ve net şekilde teşhis ettiği görülmüştür.

Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan . Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 04/11/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında, "..Katılmış olduğum ve hatırladığım kadarı ile 2011-2012 döneminde ikinci çalışma evinde benim ile birlikte; soyadını hatırlayamadığım fakat adını . olarak bildiğim görsem tanıyabileceğim Marmara Hukuk Fakültesi mezunu şahıs (Bu kişinin Adalet Bakanlığı ve Hakimlik sınavını kazandığını ve Adalet Bakanlığında göreve başladığını biliyorum), yine soyadını hatırlayamadığım fakat . isimli sahsın Marmara Üniversitesinden Sınıf arkadaşı olduğunu bildiğim görsem tanıyabileceğim . isimli şahıs (Bu kişinin Bakırköy adliyesinde staj yaptığını ve babasının emniyette çalıştığını hatırlıyorum), adını . olarak bildiğim yine .'in Marmara Üniversitesinden sınıf arkadaşı olduğunu bildiğim soyadını . olarak hatırladığım ve İdari Yargı Hakimliğini kazandığını bildiğim şahıs, Gazi Üniversitesi Mezunu olduğunu hatırladığım adını . olarak bildiğim fakat soyadını hatırlayamadığım şahıs, babasının Yargıtay da hakim olduğunu kod adının . olduğunu bildiğim . isimli şahıs, benim üniversiteden sınıf arkadaşım olan . isimli şahıs ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu hatırladığım . isimli kişiler ile birlikte kaldım...",

Aynı şahsın Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 05/11/2016 tarihli teşhis tutanağında, davacıyı kesin ve net şekilde teşhis ettiği görülmüştür.

Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan . Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunca düzenlenen 07/04/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında, "...Ben üniversite hayatım boyunca 4. Sınıfı kadar yapıya ait evlerde kaldıktan sonra babamın evinin bulunduğu Ankara iline döndüm. Ankara iline döndüğümde babamla görüştüğümde bana hitaben "Evde televizyon var, telefon var, annende rahatsız, evde çalışma ortamın yok, çalışma evleri varmış, seni oraya gönderebiliriz" şeklinde söyledi. Bu şekilde konuşmalarımız 1,5 -2 ay sürdü. Daha sonra bende çalışma ortamı olsun diye babama olabileceğini söyledim. Akabinde babam durumu ismini bilmediğim bir arkadaşıyla görüştü, bir müddet arkadaşında haber bekledik, daha sonra Ağustos başı gibi arkadaşından haber geldi, babam bana eşyalarını hazırla seni almaya gelecekler şeklinde söyledi. Daha sonra akşam saatlerinde 18:30 - 19:00 gibi arabayla beni evin önünden almaya geldiler, beni almaya gelenler arasında kapalı bir bayan ve onun eşi olduğunu bildiğim iki kişi ile arabada gerçek ismini söyleyemeyeceğini beyan edip bana kod adını ... olarak söyleyen kişiler vardı. Bu kişiler beni şuan gösteremeyeceğimi düşündüğüm bir eve götürdüler. Götürdükleri bir apartman dairesiydi ve ev ikinci kattaydı. Bu evde yaklaşık 3-4 gün kaldım. Bu evde 5-6 kişi daha vardı. Ancak kısa süreliğine kaldığımda bu evin sorumlusunu ve kalan kişileri tam olarak hatırlamıyorum. Bu evden hatırladığım tek birşey vardır. Bu evde gözlüklü, esmer, siyah saçlı, görsem teşhis edebileceğim .isimli (kod adı mı gerçek adımı tam olarak bilmiyorum) şahıs vardı. Bu kişi dışında hiç kimseyi hatırlamıyorum. Bu evde 3-4 gün kaldıktan sonra yine . kod adlı kişi beni alarak istediğiniz zaman gösterebileceğim Keçiören taraflarında dublex bir eve götürdü. Bu eve gittiğimde evde ev sorumlusu olarak . kod adlı şahıs vardı. Ayrıca bu evde soyismini hatırlamadığım . isimli şahıs, soyismini hatırlamadığım .

isimli şahıs, soyismini hatırlamadığım . isimli şahıs, soyismini hatırlamadığım . isimli şahıs vardı. Bu evin sorumlusu . kod adlı şahıstı. . kod adlı şahsın üstünde de 4 veya 5 evden sorumlu olan . kod adlı şahıs vardı isimli şahıs: Bu şahsın yanlış hatırlamıyorsam ailesi o dönemde Kütahya da oturuyordu. Babası polisti. Esmer, uzun saçlı, minyon tipli bir bayandı. Bu kişinin gerçek adı mı kod adı mı onu tam olarak bilmiyorum. Bu şahsı görsem teşhis edebilirim...",

Aynı şahsın Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 07/04/2017 tarihli teşhis tutanağında, davacıyı kesin ve net şekilde teşhis ettiği görülmüştür.

Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan . Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 01/11/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağında, "..2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2015 EYLÜL ve KASIM AYLARI: Bu kalmış olduğum evin Murakıbı olan . Kod adlı şahıs beni ilk kalmış olduğum evden alarak İncirli semtinde bulunan tam açık adresini hatırlamadığım bir apartmanın zemin üstü olarak hatırladığım daireydi, bu evde de yukarıda evlerin kurallarını ayrıntılı olarak bahsettiğim kurallar geçerliydi, evin murakıbı . Kod adlı şahıs, Sermurakıbı da . kod adlı şahıstı, benimle birlikte yapıya ait olan hakim savcı çalışma evinde ., ., ., ZAYIF OLAN . ve sonradan gelen ... isimli şahıslarla birlikte kaldım. Bu eve Murakıp ... Kod adlı şahıs haftada bir, Sermurakıb ... Kod isimli şahısla 3 haftada bir geliyordu, Sermurakıb . isimli şahısla eve geldiği zamanlarda evde kalanların sayısı adetince fotokopi kağıdına basılmış olarak deneme sınavları getiriyordu, bu deneme sınavlarını salonda bir sınav ortamında gerçek bir sınavmış gibi çözüyorduk, daha sonradan sınav sonuçlarını geldiğinde bize açıklıyordu, optik okuyucuda okuttuğunu söylüyordu, bu deneme sınavları biz çözdükten sonra evde kalmıyor, sermurakıb . kod isimli şahıs tarafından toplayıp götürüyordu, ben bu deneme sınavlarından 2013 yılında girmiş olduğum idari yargı sınavında benzer yada aynı soruların çıktığını hatırlamıyorum, ancak kendi aralarında benzer bir sorunun çıktığını söylediklerini hatırlıyorum,...31-ZAYIF OLAN .: Bu şahsın soyadını ve nereli olduğunu hatırlamıyorum, Marmara Hukuk Mezunu olduğunu hatırlıyorum, bu şahıs zayıf yapılı, esmer tenli, orta boylu bir şahıstır, görsem teşhis ederim...",

Aynı şahsın Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 02/11/2017 tarihli teşhis tutanağında, davacıyı kesin ve net şekilde teşhis ettiği görülmüştür.

Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan . Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 24/10/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağında, "..Benim girmiş olduğum 2013 Adli ve İdari yargı hakimlik ve savcılık sınavlarında Çalışma evlerinde verilmiş olan test kitabı ve denemelere benzer soruların çıktığını hatırlıyorum. Sınavdan sonra memleketime gittim ve daha sonra 2013 Adli yargı sınavını kazandığımı öğrendim, . kod isimli şahıs ertesi gün beni arayarak Ankara'ya gelmem gerektiğini söyledi ve bende birkaç gün sonra Ankara Keçiörende bulunan üçüncü çalışma evime gittim. Eve gittiğimde kimse yoktu . kod adlı . isimli şahıs beni alarak bu evin yakınında bulunan başka bir eve götürdü. Bu eve gittiğimde ., . isimli şahıs (. yada . olabilir) ve . İsimli bir şahıs vardı bu evde bulunanlar sınavı kazanıp mülakata hak kazananlar idi. . isimli şahıs idari yargı ve adli yargı sınavını kazanmıştı. Ben, ., . isimli şahıs (. yada . olabilir) şahıs sadece Adli yargı sınavını kazanmıştık, Bu ev benim Mülakat evimdi bu evde geçici olarak 10 gün kadar kaldık sonrasında Ben ve .yi . kod adlı şahıs Aktepe semtinde başka bir mülakat evine götürdü. Bu evde ben, ..., olmak üzere toplamda 7 kişiydik. Mülakat evime ilişkin bildiklerimi anlatmak istiyorum...54- .isimli şahıs: Bu şahsın nereli olduğunu ve Üniversitesini bilmiyorum, bu şahıs hem idari hem adli sınavı kazanmıştı, biz bu şahıs geçici olarak mülakat evinde kaldık sonrasında ben bu evden esas kaldığım mülakat evine gittim. Sonrasında mülakatı geçip geçmediğini bilmiyorum, şu an ne iş yaptığını bilmiyorum görsem teşhis ederim..",

Aynı şahsın Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 25/10/2017 tarihli teşhis tutanağında, davacıyı kesin ve net şekilde teşhis ettiği görülmüştür.

Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan ... Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 24/11/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağında, "..yılında ise girmiş olduğum üniversite sınavından Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım. MARMARA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ 2008-2013 YILLARI; ÜNİVERSİTE I.SINIF 2008-2009 Ben üniversiteyi kazanınca Üniversiteye kayıt yaptırmak için gittiğimizde üniversite içinde Yapıya ait Öğrenci yurdu standında şahısların yönlendirmesi ile kendilerine ait öğrenci evleri olduğunu, buralarda güvenli bir şekilde kalabileceğimizi söylediler, Babam ve bende bu durumda bir sıkıntı görmeyerek ve güvenli olduğunu düşünerek İstanbul dada kalacak başka bir yerimiz olmadığı için yapıya ait öğrenci evinde kalmayı uygun gördüm. Bu Standa görevli . İSİMLİ öğrencinin yönlendirmesi ile Üsküdar semtinde Valide Atik Mahallesine Yakın tam açık adresini hatırlamadığım yapıya ait öğrenci evine gittik, Ben bu evde 1 yıl süre ile kaldım. Benimle birlikte Bu evde hatırladığım kadarı ile ., ., İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM 1 KİŞİ ile kaldım. Bu evin ev ablası . isimli şahıstı. Bu ev de öğrenci evi kuralları vardı hatırladığım evden geç saatte dışarı çıkılmaz ve geç saatte eve gelinmezdi evin düzenini ev ablası organize ederdi...3- .: Bu şahsın Kayserili olduğunu düşünüyorum, o dönem Marmara hukuk 2. Sınıf öğrencisiydi. Sonrasında hakim olduğunu biliyorum görsem teşhis ederim.

Aynı şahsın Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26/11/2017 tarihli teşhis tutanağında, davacıyı kesin ve net şekilde teşhis ettiği görülmüştür.

Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan . Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 15/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağında, "..1 .HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2013 YILI MAYIS-AĞUSTOS AYLARI: Benim kalmış olduğum yapının 1. Hakim savcı çalışma evi Keçiören Belediyesinin arkasında Kalaba semtinde bir evdi. . KOD ADLI şahısla eve gittiğimizde evdeki kalacağım arkadaşlarla beni tanıştırarak evden ayrıldı. Geldiğim gün akşam üzeri evin MURAKIBI olduğunu sonradan öğrendiğim . KOD ADLI . İSİMLİ şahıs geldi. MURAKIB yapı içerisinde hakim savcı çalışma evinden sorumlu olan şahsa deniliyordu. SERMURAKIB tabiride MURAKIBIN bir üst sorumlusuna birden fazla evden sorumlu olan şahsa deniyordu. ... KOD ADLI ... İSİMLİ şahısla evin salonunda birebir görüştük. Bu görüşmemizde bana evin kurallarından bahsetti. Bu kurallar hatırladığım kadarıyla cep telefonu kullanımının yasak olduğunu söyledi. Bu telefon numarasını sadece aile yakınlarımıza vermemizi söyledi. Bu sabit hat içerden dışarıya aramalara kapalı, dışardan içeriye aramalara açık bir hattı. Bu sabit hatla annem, babamla defaten görüştüğümü hatırlıyorum. Bu evde kira, elektrik, doğalgaz ve su faturasını bizim ödeyemeyeceğimizden bahsetti. Sadece gıda ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılayacağını söyledi. Bende önceden bu kuralı bildiğim için cep telefonumu götürmemiştim. Bu evdeyken ailemizle görüşmek için evde sabit telefon olduğunu ailemizle bu telefon üzerinden görüşebileceğimizi söyledi. Günde en az 10 saat ders çalışacağımızdan bahsetti. Komşularla fazla iletişim kurmayın eğer komşularla muhattap olmak zorunda kalırsanız evden bir kişi muhattap olsun dedi. Kendimizi hakim savcı sınavlarına hazırlandığınızdan bahsetmeyin kendinizi stajer avukat olarak tanıtmamızı söyledi. Bu hakim savcı çalışma evine arkadaşınız gelmeyecek seklinde söylemde bulundu. Bu kuralları anlattıktan sonra herhangi bir yemin olayı olmadı. MURAKIB . KOD ADLI . İSİMLİ şahıs evin kurallarım anlattıktan sonra evden ayrıldı. Evde kalmaya başladıktan yaklaşık bir hafta 10 gün kadar sonra evin MURAKIBI . KOD ADLI . İSİMLİ ŞAHIS tekrardan eve geldi. Bu geldiğinde bizlere abdest aldırdı. Evin kurallarından tekrardan bahsetti. Daha sonra bizimle birebir görüşme yaparak bu evde yaşananlardan ve arkadaşlarınızdan kimseye bahsetmememiz gerektiği hususunda kurana el bastırarak yemin ettirdi. Bu yemin metni tüm kutsal değerler üzerine şeklinde biten bir yemin metniydi. Ancak tam içeriğini hatırlamıyorum. Bu olaydan sonra evin MURAKIBI . KOD ADLI . İSİMLİ evde acil bir şey olduğunda onu aramamız için bir numara bırakmıştı. Eğer bu numarayı aramak durumunda olursak evin yakınlarında bulunan herhangi bir ankesörlü hattan aramamızı evdeki bulunan sabit hattan aramamamızı söyledi. Ancak ben bu numarayı hiç aramadım. Acil bir durumda olmadı. Bu evde kullanmış olduğumuz sabit hattın . isimli şahıs üzerine olduğunu tahmin ediyorum. Ben eve gittiğimde sabit hat kurulu vaziyetteydi. Çünkü faturaları . isimli şahıs yatırıyordu. Bu evin kira kontratının ve diğer aboneliklerin kimin adına olduğunu bilmiyorum. Ben bu evde kalmaya başladıktan sonra Ankara barosunda stajımı başlatmıştım. Stajımı başlattığım için evin MURAKIBI . KOD ADLI . İSİMLİ şahıs ile ve evde bulunan diğer arkadaşlarımla problem yaşadım. Çünkü ben haftada bir gün 3 saat dışarda bulunuyordum. Oysaki bu evlerde izinsiz dışarı çıkmakyasaktı. Bu nedenle evde kalanlarla aramda problem olmuştu. Bu evde benimle birlikte kalan ve yukarıda saymış olduğum kurallara tabi olan şahıslar ise; ... YADA ..., .., .., .., ..., ... isimli şahıslardı. Bu evde benim yada evde kalan şahısların kod ismi yoktu. Kod ismi kullanmamız yönünde bir söylemde bulunulmamıştı. Biz kendi ismimizle birbirimize hitap ederdik. . isimli şahıs bu evde 2-3 gün kadar kaldıktan sonra eşyalarınım toplayarak başka bir eve geçmişti. Neden ev değiştirdiğini bilmiyorum. Bu evin MURAKIBI . KOD ADLI . isimli şahıstı. Bu şahsın bir üst sorumlusu SERMURAKIB diye tabir edilen . KOD ADLI bir şahıstı. Murakıb eve haftada bir gelir tutmuş olduğumuz ders çetelelerini kontrol eder, bizlere dini sohbet yapardı. Evin Sermurakıbı eve 15 günde bir gelirdi. Bizim bir sıkıntımız olup olmadığını sorardı. Arada da dini sohbet yapardı. AYNI DÖNEMDE DEĞİŞEN HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ AĞUSTOS AYI: Bu ev Keçiören ilçesi Şentepe semtinde tam açık adresini bilmediğim bir evdi. Bu evde biz yaklaşık bir hafta kadar kaldık. Bu evde benimle birlikte YADA . isimli şahıslar vardı. Bu evde sabit bir hat yoktu. Bu evdeyken sadece . KOD ADLI . isimli murakıbımız vardı. Sermurakıbı varsa da ben görmedim. Bu evdeyken yine . KOD ADLI . isimli murakıbımızın isteği üzerine yapının başka bir hakim savcı çalışma evine ., . isimli şahıslarla bu çok kısa kaldıktan sonra 3. Hakim savcı çalışma evimize geçtik. Bu evde . YADA . VE . isimli şahıs biz evden ayrıldığımızda bunlar orda kalmıştı. AYNİ DÖNEMDE 2. KEZ DEĞİŞEN HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ Ağustos -Aralık AYI: Bu ev Keçiören ilçesi İncirli Camisine yakın tam açık adresini hatırlamadığım bir evdi. Bu evde kuralları bildiğimiz için bize herhangi bir kuraldan bahsedilmedi. Bu evde ben 2013 yılı ağustos ayından 2013 yılı aralık ayı adli yargı sınav sonuçları açıklana kadar kaldım. Bu eve gittiğimizde evde kurulu vaziyette sabit bir hat vardı. Bu sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Bu sabit hat numarasıyla ben annem ve babamla defaten görüştüğümü hatırlıyorum. Bu evde yine biz kira, doğalgaz, elektrik, su faturası ödemiyorduk. Yine gıda ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılıyorduk. Bu kalmış olduğumuz evin kira kontratı kimin üzerine olduğunu ve evdeki faturaların kimin adına olduğunu bilmiyorum. Bu evde benimle birlikte 1. Hakim savcı çalışma evinde birlikte kaldığım ., ... isimli şahıslarla birlikte kaldım. Bu evden sadece . isimli şahsı birinci hakim savcı çalışma evinden birlikte kaldığım için tanıyorum. Diğer kalan şahısları ilk defa bu evde gördüm. Bu evin MURAKIBI . KOD isimli şahıstı. Bu evin SERMURAKIBI ise KOD ADI KULLANDIĞINI BİLDİĞİM İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM bir şahıstı. Bu evde benim yada evde kalan şahısların kod ismi yoktu. Biz kendi ismimizle birbirimize hitap ederdik...17- ...: Nereli olduğunu ve soy adını bilmiyorum. Bu şahıs Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Benim ilk olarak haftada bir gelen sorumlu bir şahısta vardı. Bu da . yada . isimli şahıstı. Ancak kod adı olup olmadığım bilmiyorum. Bu evde ben sınava girmedim ve 3 ay kaldıktan sonra evin sorumlusu olan İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM şahıs herhangi bir gerekçe göstermeksizin benim kalmış olduğum evimi değiştirdi ve beni başka bir yapıya ait hakim savcı çalışma evine götürdü, Bu evde dini sohbet olarak akşamlan kendi aramızda bazen fetullah gülene ait kitaplar okurduk evin sorumlusu geldiğinde fetullah gülene ait sohbet videoları getirirdi, diye hatırlıyorum, 3. HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: Bu ev İncirli semtinde tam açık adresini hatırlamadığım bir apartman 2. Katıydı. Ben bu eve yukarıda bahsettiğim gibi 2. Evde kalırken evimin değiştirilmesi üzerine kaldım, 2013 yılı mart nisan ayları gibiydi, bu evde de diğer hakim savcı çalışma evindeki kurallar geçerliydi, yine bu evde sabit bir hat vardı ancak kimin adına olduğunu bilmiyorum yine kira ve fatura ödemiyordum. Bu evin sorumlusu İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM başka bir şahıstı. . Bu eve de 2 veya 3 haftada bir gelen sorumlu şahısla 2. Evin sorumlusu olan ismini hatırlamadığım şahıstı. Bu evde benimle birlikte ZAYIF OLAN .., KİLOLU OLAN .., ...birlikle 2 ay kadar kaldım. İsmi ... ile başlayan şahısla tartıştığım için ismini hatırlamadığım evin sorumlusu şahıs kalmış olduğum eve yakın olan başka bir yapıya ait hakim savcı çalışma evine beni götürdü ben 3. Hakim savcı çalışma evinde herhangi bir sınava girmedim, kalmış olduğum süre boyunca bu evde deneme sınavı olduğunu hatırlıyorum ancak bu deneme sınavlarının kimin getirdiğini hatırlamıyorum. Bu deneme sınavındaki soruların girmiş olduğum 2013 yılı idari ve adli yargı sınavında aynısı çıkması benzeri çıkmış olabilir diye hatırlamıyorum. Kalmış olduğum dönem içerisinde ev arkadaşım olan Zayıf . isimli şahıs bir keresinde siyasi içerikli olarak R.T.E. ın samimi olmadığını alttan işler çevirdiği şeklinde söylemde bulundu ben bundan rahatsız oldum ve bu evde niye siyaset konuşuyoruz diye çıkışta bulundum diye hatırlıyorum...16- 2. EVDEKİ .: Bu şahsın soyadını bilmiyorum, nereli olduğunu bilmiyorum, İstanbul yada Marmara Hukuk mezunu olduğunu biliyorum, bu şahıs zayıf yapılı, kısa boylu, esmer minyon bir şahıstır, bu şahısla 3. hakim savcı çalışma evinde de birlikte kaldım ve bu şahsın o dönemde adli ve yargı İdari yargı sınavlarını kazandığını hatırlıyorum, ancak mülakattan başarılı olup olmadığını bilmiyorum, görsem teşhis ederim..",

Aynı şahsın Tokat Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26/10/2017 tarihli teşhis tutanağında, davacıyı kesin ve net şekilde teşhis ettiği görülmüştür.

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan . İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca düzenlenen 22/03/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında, "..Yine benim ile birlikte staja gelen ve akademide görüştüğüm kişiler vardı.

Bunların içerisinden sadece . ihraç edildi... Bizim sınav sonucu 31 Aralıkta açıklanmıştı, tahminen 2013 yılı idi. Namaz kılmayın demeleri benim ağrıma gitti, arayanları açmamış ve irtibatım kopardığını anlattı. Kendisine bildiklerini anlatsana diye söyledim ancak yaranmış gibi olurum anlatmayacağım dedi. Sonrada bana anlattığına pişman oldu, bu şekilde .'ında cemaat yapılanmasıyla sınava girdiğini ve kazandığını biliyorum. Yeni çıkan Listede bizim kızlardan biri var dedim, alınmış üzüldüm dedim, onun üzerine . mı dedi. Ben şaşırdım nereden tanıyorsun dedim, ancak ben ... ile zaten aynı evde kalıyordum, sınav çalışma evinde kendisi ile beraberdim dedi. Hatta yine sınav evinde ... ile beraber kaldığını anlattı, ... daha önce meslekten ihraç edilmişti...",

İdari yargı hakim adayı olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan . Adalet Müfettişlerince düzenlenen 09/11/2016 tarihli tanık ifade tutanağında, ":17. Dönem. Bir dönem örgüt evinde kendisi mülakatının açıklanmasını beklerken beraber kalmıştık. Kendisi 2 senedir örgütün çalışma evlerinde hazırlandığını, ailecek örgütten olduklarını, idari yargıdan elendiğini, Kütahya emniyet amiri olan babasının görevden alındığını, muhtemelen adli yargıdan da eleneceğini dile getirmişti..",

Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan . Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/10/2019 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında, "..İdari Yargı Sınavını kazanınca Altındağ ilçesinde bulunan bir eve yönlendirdiler bu ev İdari Yargı mülakat eviydi, orada benimle birlikte ., ., . vardık, bu evin sorumluları . ile . idi, bu evde . ile ben İdari Yargıyı kazandık, Adli Yargıyı ise . kazandı, dediğim gibi ben başından beri samimi davrandım, suçlamayı kabul ettim, eğer sınav soruları alınmış olsaydı bunu da söylerdim,..",

Aynı şahıs Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 11/10/2019 tarihli ifade tutanağında, "..2013 yılı sonları 2014 yılı başlarında beni kullanmış olduğum cep telefonumu ankesör/sabit hattan aradılar. Bende Ankara iline geldim ve AŞTI den . isimli şahsın aldığım hatırlıyorum. Taksiye bindikten sonra beni Altındağ ilçesinde Altınpark arkasındaki net adresini hatırlamadığım bir eve götürdü. FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Yargı yapılanmasında SER MURAKIP olan . kod/ad . isimli şahıs ve FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Yargı yapılanmasında MURAKIP olan . kod/ad . isimli şahıs karşıladı. Beni eve aldılar. . isimli şahıs beni bıraktıktan sonra evden ayrıldı. Evde ., ., isimli şahıslar vardı. Bu ev MÜLAKAAT EVİ olarak adlandırılıyordu. . isimli şahsın babası Emniyet müdürü ve emniyet müdürlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde emniyet müdürlerine abilik yaptığını söylemişti. Kütahyalı. 160 cm boylarında, zayıf, esmer bir şahıstı. Bu şahıs çalışma evlerinde 2012 yılında da kalmış ancak kazanamamış, 2013 yılında da çalışma evlerinde kaldığını idari ve adli yargı sınavlarına girdiğini idari yargı da ise mülakatta elendi. Adli yargı mülakatını kazandığını liste de gördüm...",

Aynı şahsın Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 12/10/2019 tarihli teşhis tutanağında, davacıyı kesin ve net şekilde teşhis ettiği görülmüştür.

Davacı tarafından tanık ifadelerine karşı, kabul etmediği, beyanların işlem tarihinden sonra alındığı, 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin olduğu, dolayısıyla Yargıtayın FETÖ'yü terör örgütü olarak tanımlamasından önceki tarihlere ait olduğu, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için verilen ifadelere itibar edilemeyeceği, tanıkların hiçbiri ile örgütsel bir irtibatının bulunmadığı, beyanları destekleyecek somut delilin mevcut olmadığı şeklinde beyanda bulunulmuştur.

Öte yandan, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca düzenlenen 05/12/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında, "1989 yılında Ankara Keçiören'de doğdum. O zaman babam Ankara'da görev yapmaktaydı. Kendisi en son 1. Sınıf Emniyet Müdürü olarak görev yapıyordu. 2015 Nisan ayında kurumu tarafından resen emekli edildi. İlkokulu Halkalı'da devlet okulunda, ortaokulu Ataköy'de devlet okulunda, liseyi ise Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi'nde okudum. 2007 yılı yazında liseden mezun oldum. %50 indirim kazandığım için okuduğum lisenin hemen arkasında bulunan Çapa (Vatan) ... Dershanesi'ne gittim. Burada 1 yıl üniversiteye hazırlandım..." şeklinde davacının beyanına yer verildiği görülmüştür.

Davacı tarafından bu tespite ilişkin ise, maddi açıdan burs kazanması ve yakın olması nedeniyle anılan dershaneyi tercih ettiği, 2006 yılında Devletin onay verdiği dershaneye gitmenin iltisak ve irtibat olarak kabul edilemeyeceği şeklinde beyanda bulunulmuştur.

Bu durumda, davacının üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, sınavlara örgütün hakim- savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, örgüte ait mülakat evinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.

b)Hakim-Savcılık Sınavlarına Örgüte Ait Çalışma Evinde Hazırlanma

i. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunda Genel Değerlendirme

Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/5846 sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 25/02/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında, " isimli şahsın şüpheli olarak alınan savunmalarında ve Tokat Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusunda özetle '2010 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu ve Kırıkkale İlinde avukatlık stajını yapmaya başladığını, daha önce ismini zikrettiği . isimli şahsın kendisine ulaştığını, kendisini hakim savcı hazırlama evlerine davet ettiğini, ...' nin ve ailesinin ısrarı üzerine staj süresinde Ankara Etlik' te bulunan açık adresini hatırlamadığı bir eve yerleştirildiğini, bu evde Amasya'lı, Ankara Hukuk Mezunu olan . (İdari hakim, abisi de hakim), Adana'lı Ankara Hukuk Mezunu esmer, dudağının üzerinde ben bulunan ., Afyonlu ., Afyon'un bir köyünden Ankara hukuk mezunu ailesi çiftçilik yapan uzun boylu zayıf ismini . olarak hatırladığı kişiler olduğunu, bu hazırlık evinde yaklaşık dört ay kaldıklarını, kendisi dışında hepsinin sınavı kazandıklarını ve mülakatı geçtiklerini, zaten kendisini eve davet ederken sen yazılıyı geç biz mülakatı hallederiz şeklinde söylediklerini, Hakim Savcı hazırlık evlerine haftada bir gün hakim bir bayanın geldiğini, kitap ihtiyacını karşıladığını, bu bayanın zayıf, uzun boylu, Hatay yada Mersinli isminin . olduğunu, . isimli şahsın [şahsın] piyasadan fotokopi şeklinde soru ve konu anlatını [anlatımı] getirdiğini, bu fotokopilerdeıı[n] girmiş olduğu sınavda çıktığını hatırladığını ancak miktarını hatırlamadığını, bu evlerde cep telefonun yasak olduğunu, bu çalışma evinde sabit bir hat olduğunu, bu hatların dışarıya aramasının kapalı olduğunu, ancak bu sabit hattın dışarıdan arandığını, bu hat sayesinde sınava çalıştıkları dönemde aileleri ile görüştüklerini' beyan etmesi üzerine FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık evi olarak kullanılan hücre evlerine yönelik Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturma başlatılmıştır.

-Bu evlere, üniversite döneminde yapının evlerinde veya yurtlarında kalan, yapıya güvenini ispat etmiş kişiler ile KARİYER GÖRÜŞMESİ adı altında görüşme yapılarak Hakim/Savcılık mesleğini yapmak isteyenler yönlendirilmektedir. KARİYER GÖRÜŞMESİ yapıldığı esnada kariyer görüşmesi yapan kişi KOD adı kullanmaktadır ve KOD adı kullandığını görüşme yaptığı kişiler bilmektedir.

-KARİYER GÖRÜŞMESİ sonucunda hakim savcı olmak isteyen kişiler genelde Ankara İlinde (...) bulunan evlere sınavdan yaklaşık üç-dört- beş ay önce çağrılmaktadır. Bu evleri bahse konu sınav döneminde Ankara Adliyesinde adli veya idari yargı hakim/savcı adayı olarak staj yapan ve yapının Ankara ilinde kiralamış olduğu adaylık (Staj evlerinde) evlerinde kalan yapı üyesi kişiler kiralamakta ve evin kira ve bazı masraflarını bu kişiler karşılamaktadır. Bu evlerin bir tanesinden sorumlu kişilere yapı içerisinde MURAKIP denilmektedir. Bu murakıp olarak adlandırılan kişilerin üstlerinde yer alan ve yapı içerisinde en az iki evden sorumlu kişilere SER MURAKKIP denilmektedir. MURAKIP ve SER MURAKIP'lık yapan kişiler gizlilik ve kendilerinin deşifre olmaması

amacıyla KOD adı kullanmaktadır. KOD adı kullandıklarını evde kalan kişiler bilmektedir. Yapı içerinde MURAKIP ve SER MURAKIP olarak adlandırılan bu kişiler, bu görevi yaptıkları dönemde Ankara İlinde Hakim/Savcı adayı olarak görev yapmaktadırlar.

-Bu evlerde kalan kişilere, ev sorumluları olan MURAKIP veya SER MURAKIP olarak görev yapan kişiler mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları, bu evin varlığından kimseye bahsetmemeleri, evin bulunduğu apartmandakiler ile muhatap olmamaları, muhatap olduklarında kendilerini avukat adayı yada hukuk öğrencisi olarak tanıtmalarını istemektedir. Bu evlerde kalmaya başlayacak kişilere bu evde şahit olacağı hususlardan kimseye bahsetmemeleri konusunda abdest aldırıp Kuran'ı Kerime el basarak yemin ettirilmektedir. Bu evlerde kalmaya başlayan kişilerin bir tanesinden adına bahse konu örgüt hücre evine kullanılmak üzere dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı olan, yani tek taraflı aranmaya açık olan bir sabit hat alması istenilmektedir. Ancak son dönemde yapılan tespitlerde bazı hatların içeriden dışarıyı aramaya açık olduğu ve içeriden dışarıya nadirende olsa aramalar yapıldığı tespit edilmiştir. Kaldı ki bazı evlerin HTS dökümlerinin incelenmesinde içeriden dışarının arandığına ilişkin tespitler yapılmıştır. Ayrıca alınan son beyanlarda hat içeriden dışarıya veya dışarı içeriye aramaya açık olsa da ilgili sorumlular içeriden dışarıyı aramayı yasaklamaktadırlar. Yine eve gelen kişilerin cep telefonları toplanmakta ve bu evde telefon kullanımı yasaklanmaktadır ancak alınan savunmaların bazılarında evde gizli bir şekilde telefon kullandıklarını, bazı savunmalarda ise hattı memlekette açık bir şekilde bıraktıklarını, o dönemde telefonların memlekette açık olduğunu beyan etmişlerdir. Yine bu evde kalan kişilere bu sabit hattı sadece çekirdek ailelerine vermeleri gerektiği, evde kalan kişilere birilerini arayacakları zaman ANKESÖRULÜ telefon kullanmaları yönünde talimat verilmektedir. Bu sayede bu evlerin deşifre olmasının önüne geçilmektedir. Hatta alınan son beyanlarda sorumlu kişilerin evde kalacak kişilere hitaben "Ankara çalışma evleri cemaatin yatak odasıdır, buradan kimseye bahsetmemek gerekir" söyledikleri tespit edilmiştir.

-Bu evde kalan kişilere hakimlik savcılık sınavlarının soruların doğrudan veya deneme adı altında soru çözdürülmek suretiyle verildiğine ilişkin birden fazla itirafçı beyanı mevcuttur. Ayrıca bu hakim/savcılık sınavlarına hazırlık hücre evinde mülakat provaları yapılmaktır. Bu soru verilme ve mülakat provaları ile örgüt kendi elemanlarını Türkiye Cumhuriyetinin üç kuvvetinden biri olan yargı erkindeki hakimlik veya savcılık mesleğine yerleştirmektedir.

-Hakim/Savcılık stajına başlayan yapı içerinde yer alan hakim/savcı adaylarından ilk maaşının tamamı ve sonraki maaşlarının da bekarlardan yüzde 15' i, evlilerden ise yüzde 10'u talep edilmektedir. Bu şekilde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık çalışma evlerinin finansmanı sağlanmaktadır.

..." şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.

Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ve bu kişiler hakkında tanık beyanında bulunan kişilerin hakim-savcılık sınavı çalışma evlerine ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:

Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan ... isimli ş ahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/09/2017 tarihli sorgulama tutanağı:

"...Yine bu evlerde şahit olduğum bir husus daha vardır. Bu husus; . isimli ve bandrolsüz test kitabı vardı ve bu kitabı en az bir kez bitirmemiz söyleniyordu ayrıca bu kitabı evin dışına hatta balkona bile çıkarmamamız isteniliyordu. Sebebini sorduğumuzda ise kitapların bandrolsüz olduğu söyleniyordu. Piyasada yokmu falan diye sormuştum, bana bu kitabın piyasada olmadığını, bizlerin üst dönemlerinde olan kişilerin bütün kitaplardan derleme yaparak oluşturdukları söylenmişti. yine eve ilk geldiğimde bu evin varlığından bu evden bahsetmememiz tembihlenmişti. hatta evin sabit telefonunu irtibat numarası olarak biryere vermemiz söyleniyordu. Bu evlerde 10 saat ders çalışmak zorunluydu. Evde deneme adı altında sınav yapıyorlardı. bu denemeyi murakıplar dışarıdan getiriyorlardı. daha sonra süre tutuyordu. süresi tamamlandıktan sonra cevap anahtarını söylüyor ve netlerimizi not ediyordu. Gelen denemeler bizde bırakılmayıp tekrar toplatılıyordu. Bu denemeleri evde bırakmıyorlardı SORU VERİLME OLAYI 2011 yılı Nisan ayında yapılan sınavın gecesinde eve sermurakıp olan . kod adlı . isimli şahıs geldi. evde bulunan 6 kişiyi salona topladı. bizlere hitaben bir konuşma yaptı. bu konuşmada 'elinde şuan yarınki sınava ilişkin soruların bulunduğunu ve yemin etmemiz karşılığında bu soruları bizimle paylaşacağını' söyledi. bunun üzerine evde bulunan kişiler hak yiyeceklerini düşünerek çok rıza göstermediler. Bunun üzerine . kod adlı . konuşmasının devamında 'görevdeki kişilerin hakkıyla gelmediğini, solcuların ve diğer kişilerin kendi adamlarını kayırarak getirdiklerini, muhtemelen kazanacağımızı ama bunun yinede bizimle paylaşmak istediğini' söylemesi zerine evdeki kişiler de bunu

kabul etti. Bunun üzerine herkese abdest aldırdı. kendisi de Kuranı-kerimi eline aldı. elinde bulunan metni bize verdi ve kuranı-kerime el bastırdı. bu metini kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ancak bütün değerlerimiz üzerine yeminle alakalı bir metindi. daha sonra her bir soru için ayrı ayrı küçük kağıtlar halindeki fotokopi parçalarını bizlere kısım kısım dağıttı. yanlış hatırlamıyorsam 100 sorudan 60 70 civarından sorunun cevapları işaretlenmiş şekilde vardı. Biz bunları alarak okuyup ezberledik, daha sonra soruları toplayarak götürdü. daha sonra ben sabah sınava girdim ve sınavdan 82 veya 83 puan aldım, zaten gösterdikleri sorular sınavda çıkmıştı."

İfadesine başvurulan ... isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı:

"... 1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2013 YILI AĞUSTOS- ARALIK AYLARI:

... Murakıblar hakim savcı çalışma evine daha sık gelir, sermurakıblar ise eve daha nadir gelen şahıslardı. Murakıbım olan . KOD ADLI . isimli şahıs yanımda getirmiş olduğum cep telefonumu eve gittikten kısa süre sonra benden aldı Kira ve fatura evde kalanlar olarak ödenmiyordu.

Sadece yiyecek ihtiyacı karşılanıyordu. Ben bu eve gittiğimde evde sabit hat kurulu vaziyetteydi. O yüzden sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Benim adıma değildir. Faturaların ve kira sözleşmesinin kimin adına olduğunu bilmiyorum. Evde bulunan sabit hat Ankara iç dış aramalara açık ancak il dışına aramalara kapalıydı. Dışardan aramalara ise açıktı. Bu sabit hat ile annemle defaten farklı zamanlarda görüştüğümü hatırlıyorum. ...

Ben kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı idari ve adli yargı sınavından önce genel kültür sorularının verildiğini anlatmak istiyorum.

Ben birinci kaldığım hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı Kasım ayında yapılan idari yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI OLAN . KOD ADLI . isimli şahıs kalmış olduğumuz hakim savcı çalışma evine geldi. Geldiğinde evde birlikte kaldığım ., ., ., . ve beni evin salonuna topladı. İlk olarak evde bulunan sabit hattın fişini çektirdi. Öncelikle salonu toplamamızı istedi. Herkes ile kendi kaldıkları odada birebir görüştü. Benimle kendi kaldığım odada SERMURAKIB . KOD ADLI . ile yaptığım görüşmede sen buraya hizmet hareketi için geldin. Sen bir hizmet insanısın dedi SERMURAKIB . KOD ADLI . hepimize tek tek Kurana el basmak suretiyle sözlü olarak yemin ettirdi. ...Yeminden sonra SERMURAKIB ... KOD ADLI ... isimli şahıs yanında getirmiş olduğu fotokopi halinde A4 kağıtlarında bulunan genel kültür sorularını çıkarttı. Bu sorular 20-25 civarında beş altı sayfadan ibaretti. Cevapları yoktu, Evde kalanlar olarak ., ., ., . isimli şahıslarla birlikte topluca bu sorulara baktık ve defterimizden kopardığımız kağıtlara soruların cevapları birlikte çözdük Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı idari yargı sınavında bir gün öncesinden tarafımıza verilen Genel kültür sorularının birebir aynısının çıktığını gördüm. Ancak tamamı değil yarısının çıktığını hatırlıyorum...

2013 YILI ADLİ YARGI SINAVINDAN ÖNCE SINAV SORULARININ VERİLMESİ OLAYI:

Ben aynı şekilde birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılında kalmaya devam ederken aralık ayında yapılan adli yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI . KOD ADLI . isimli şahıs tekrar evimize geldi SERMURAKIB . KOD ADLI . isimli şahıs yanında getirdiği laptopu açtı ve boynunda muskanın içerisine gizlenmiş flash belleği çıkardı ve leptopa taktı. Bize hitaben yarın ki gireceğimiz adli yargı sınavında çıkma ihtimali bulunan soruların olduğunu söyleyip. Bu sorulara bakmamızı istedi. Bu sorulara .,.,.,. ve ben hep beraber baktık. Bu sorular hatırladığım kadarıyla toplamda 25-30 sorunun olduğu genel kültür kısmındaki sorulardı. Ancak bu sınav sorularının bir kısmının cevapları işaretli, bir kısmının cevapları işaretli değildi Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı adli yargı sınavında tarafıma bir gün önce gösterilen genel kültür sorularının hatırladığım kadarıyla tamamı olmamakla birlikte tamamına yakını çıktı. Yanlış hatırlamıyorsam soruların yerleri değişikti, ancak doğru cevapları aynıydı...

2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2014 YILI OCAK-2015 YILI OCAK AYI:

...Bu evde . isimli hazırlık kitabı da vardı. Bu kitap piyasada bulunmayan evden dışarıya çıkartılması yasak olan bir kitaptı. Bu kitap yapı tarafından derlenen bir çalışma kitabıydı. Girmiş olduğum gerçek sınavlarda . isimli kitaptan benzer soruların çıktığını hatırlıyorum. Çünkü çok fazla soru vardı..."

Yukarıda yer verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere FETÖ'ye ait hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kalan kişiler kapalı devre bir sistem içerisine alınmaktadır. Bahse konu sınava hazırlık evlerinde gizliliğin sağlanması ve deşifre olunmaması amacıyla cep telefonlarının toplanması, dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı yani tek yönlü aramaya açık olan sabit telefon kullanılması gibi kurallar bulunmaktadır. Kişiler farklı illerden hakim-savcılık sınavını kazanabilmeleri amacıyla başta Ankara olmak üzere belli illere getirilmekte ve örgüt içinde yer alan kişilerce bu evlere yerleştirilmektedir. Sınava hazırlık evlerinde gizliliğin en üst seviyede tutulduğu, gerek doğrudan gerek deneme adı altında hakim-savcılık sınavı sorularının verildiği görülmektedir.

Sonuç olarak hakim-savcılık sınavına hazırlanma evi olarak nitelendirilen bu evlerde anılan yöntemler uygulanarak FETÖ tarafından örgüte iltisak ve irtibatı bulunan kişilerin sınava giren diğer adayların önüne geçmesinin amaçlandığı, FETÖ için yargı organlarının ve yargı erkiyle bağlantılı kurumların ele geçirilmesi bakımından hakim-savcılık mesleğine giriş sınavlarına hazırlık evlerinin özel önem arz ettiği anlaşılmaktadır.

ii. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunun Davacı Yönünden Değerlendirilmesi

Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 13/07/2019 tarih ve Soruşturma Numarası : 2016/5846 sayılı "DOSYA İNCELEME VE DEĞERLENDİRME TUTANAĞI (122 nolu ÇALIŞMA EVİ)" başlıklı yazısında, "..Bu haliyle dosya kapsamındaki tüm delillerden net bir şekilde anlaşılacağı üzere "..." adresindeki evin Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık hücre evi olarak 29/07/2013-06/04/2015 tarihleri arasında kullanıldığı, bu evin yukarıda açıklanan Hakim/Savcı çalışma evlerinin özelliklerine uyan özellikler taşıdığı, bu evin Hakim / Savcı Sınavlarına Hazırlık Mahrem Hücre Evi olduğu tespit edilmiş, tasnif kolaylığı sağlaması açısından Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından bu hücre evi 122 NOLU ÇALIŞMA EVİ olarak adlandırılmıştır...

21-. (T.C. Kimlik No:...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA; .'ın, 23 Aralık 2012 Adli Yargı sınavına katıldığı ve bu sınavı kazanamadığı, 02 Kasım 2013 İdari Yargı sınavına katıldığı ve bu sınavın mülakatına hak kazandığı, 22 Aralık 2013 Adli Yargı sınavına katıldığı ve bu sınavın mülakatına hak kazandığı, Bursa Orhangazi Adliyesinde hakim olarak görev yaptığı, ihraç bilgisinin bulunmadığı, Bylock kaydına rastlanılmadığı tespit edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tasnif kolaylığı sağlaması amacıyla 122. Çalışma evi olarak adlandırılan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evi hakkında yürütülmekte olan soruşturma kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığımızda savunmaları alınan şahıslardan . bu evin kullanıldığı dönemle ilgili şahıs hakkında;"...1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: Ben 2013 yılı eylül ayında Ankaraya giderek toplama evinden sonra 1. Hakim savcı çalışma evinde kalmaya başladım ve 2013 yılı aralık ayma kadar bu evde kaldım Bu evde benimle beraber ..., ..., isimli şahıslarla toplamda 5 kişi birlikte kaldık. Bu evde kod adım ... idi, diğer şahısların kod adı kullandıklarını hatırlamıyorum, çünkü ben kod adı yerine gerçek isimleri ile hitap ediyordum, zaman zamanda şahıslar kod adlarını değiştiriyorlardı 24-.:Bu şahsın soyadını hatırlamıyorum, Kırıkkaleli olabilir, İstanbuldan bir üniversiteden hukuk mezunudur, 1. Hakim savcı çalışma evinde beraber kaldık, sonrasında ne iş yaptığını bilmiyorum, bu şahıs orta boylu, zayıf yapılı, esmer tenli bir şahıstır görsem teşhis ederim..." şeklinde beyanda bulunmuş, şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir. . bu evin kullanıldığı dönemle ilgili şahıs hakkında;"...Bu evde yaklaşık bir hafta kadar kaldık isimli bayanın götürmüş olduğu evde toplam 6 kişi kalmaktaydık. Evde 3 oda vardı. Bu Hakim ve Savcı çalışma evinde benim ile birlikte Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu ., Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu ., Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu olduklarını hatırladığım nereli olduklarını ve soyadlarını hatırlamadığım . ya da . ile . isimli bayanlardı. Daha sonra Özel bir Üniversiteden Hukuk Fakültesi mezun olduğunu hatırladığım nereli olduğunu ve soyadını hatırlamadığım . isimli bayanlar vardı. Evde ufak bir tartışma oldu, bu nedenle evde kalanlardan Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu . ya da . isimli bayan İdari Hakimlik sınavı sonrasında evden ayrıldı. Hangi eve yerleştirildiğin konusunda bilgim yoktur..." şeklinde beyanda bulunmuş, şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir. . bu evin kullanıldığı dönemle ilgili şahıs hakkında;" 162. EVDEKİ .: Bu şahsın soyadını bilmiyorum, nereli olduğunu bilmiyorum, İstanbul yada Marmara Hukuk mezunu olduğunu biliyorum, bu şahıs zayıf yapılı, kısa boylu esmer minyon bir şahıstır, bu şahısla 3. Hakim savcı çalışma evinde de birlikte kaldım ve bu şahsın o dönemde adli ve yargı idari yargı sınavlarını kazandığını hatırlıyorum, ancak mülakattan başarılı olmadığını bilmiyorum, görsem teşhis ederim... ...3. HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: Bu ev İncirli semtinde tam açık adresini hatırlamadığım bir apartman 2. Katıydı. Ben bu eve yukarıda bahsettiğim gibi 2. Evde kalırken evimin değiştirilmesi üzerine kaldım, 2013 yılı mart nisan ayları gibiydi, bu evde de diğer hakim savcı çalışma evindeki kurallar geçerliydi, yine bu evde sabit bir hat vardı ancak kimin adına olduğunu bilmiyorum, yine kira ve fatura ödemiyordum, Bu evin sorumlusu İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM başka bir şahıstı. . Bu eve de 2 veya 3 haftada bir gelen sorumlu şahısla 2. Evin sorumlusu olan ismini hatırlamadığım şahıstı. Bu evde benimle birlikte ZAYIF OLAN ., KİLOLU OLAN ., .., İSMİ ... İLE BAŞLAYAN ŞAHISlarla birlikte 2 ay kadar kaldım..." şeklinde beyanda bulunmuş, şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir. . bu evin kullanıldığı dönemle ilgili şahıs hakkında;"...AYNI DÖNEMDE 2. KEZ DEĞİŞEN HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ Ağustos -Aralık AYI: Bu ev Keçiören ilçesi İncirli Camisine yakın tam açık adresini hatırlamadığım bir evdi Bu evde benimle birlikte 1. Hakim savcı çalışma evinde birlikte kaldığım ., ... isimli şahıslarla birlikte kaldım. Bu evden sadece . isimli şahsı birinci hakim savcı çalışma evinden birlikte kaldığım için tanıyorum. Diğer kalan şahısları ilk defa bu evde gördüm. Bu evin MURAKIBI . KOD isimli şahıstı. Bu evin SERMURAKIBI ise KOD ADI KULLANDIĞINI BİLDİĞİM İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM bir şahıstı. Bu evde benim yada evde kalan şahısların kod ismi yoktu. Biz kendi ismimizle birbirimize hitap ederdik... ...17- .:Nereli olduğunu ve soyadını bilmiyorum. Bu şahıs Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Benim ilk olarak kaldığım yapıya ait Hakim savcı çalışma evinde benimle birlikte kısa süreliğine kalıp başka bir hakim savcı çalışma evine giden şahıstır. Görsem teşhis ederim..." şeklinde beyanda bulunmuş, şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir. . bu evin kullanıldığı dönemle ilgili şahıs hakkında;"...2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2013 EYLÜL ve KASIM AYLARI: Bu kalmış olduğum evin Murakıbı olan . Kod adlı şahıs beni ilk kalmış olduğum evden alarak İncirli semtinde bulunan tam açık adresini hatırlamadığım bir apartmanın zemin üstü olarak hatırladığım daireydi, bu evde de yukarıda evlerin kurallarını ayrıntılı olarak bahsettiğim kurallar geçerliydi. evin murakıbı . Kod adlı şahıs, Sermurakıbı da . kod adlı şahıstı, benimle birlikte yapıya ait olan hakim savcı çalışma evinde ., ., ., ZAYIF OLAN ., ve sonradan gelen .. isimli şahıslarla birlikte kaldım 31-ZAYIF OLAN .: Bu şahsın soyadını ve nereli olduğunu hatırlamıyorum, Marmara Hukuk Mezunu olduğunu hatırlıyorum, bu şahıs zayıf yapılı, esmer tenli, orta boylu bir şahıstır, görsem teşhis ederim..." şeklinde beyanda bulunmuş, şahsı fotoğraflarından kesin ve net olarak teşhis etmiştir. Bununla birlikte, şahsın 02 Kasım 2013 İdari Yargı ve 22 Aralık 2013 Adli Yargı sınavına girmesi göz önüne alındığında sınavlara hazırlanma döneminin/evin hücre evi olarak kullanıldığı tarih aralığının uyumlu olduğu gözlemlenmiştir. Bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında dosya kapsamında HTS Analiz Raporu, HTS İnceleme Tutanağı, ., ., ., . ve .'un ifade tutanakları ve teşhis tutanakları, araştırma/inceleme tutanakları ile tüm dosya kapsamı ve örgütün hücre evi yapılanmasıyla ilgili tüm itirafçı beyanları dikkate alındığında .'ın, Adli/İdari yargı sınavlarına hazırlık döneminde FETÖ /PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evinde kaldığı tespit edilmiştir." şeklinde tespite yer verilmiştir.

Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 03/01/2020 tarih ve Soruşturma Numarası : 2016/5846 sayılı "DOSYA İNCELEME VE DEĞERLENDİRME TUTANAĞI (126 nolu ÇALIŞMA EVİ)" başlıklı yazısında ise, ".. Bu haliyle dosya kapsamındaki tüm delillerden net bir şekilde anlaşılacağı üzere "..." adresindeki evin Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık hücre evi olarak 21.07.2012-23.10.2013 arasında kullanıldığı, hukuk mezunu olan ... (...) (T.C...) adına olan sabit hattın ikamette iletişim 5/26 amaçlı kullanıldığı, bu haliyle yukarıda açıklandığı üzere evin özelliklerinin Hakim / Savcı Sınavlarına Hazırlık Mahrem Hücre Evi yapılanmasına uyan özellikler taşıdığı ve Hakim / Savcı Sınavlarına Hazırlık Mahrem Hücre Evi olduğu tespit edilmiştir. BU BAĞLAMDA; Tasnif kolaylığı sağlaması açısından Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından 29.08.2012-31.01.2013 tarihleri arasında . (.) (T.C...) adına kayıtlı 0312 517...38 numaralı sabit telefon hattının hücre evinde kullanıldığı döneme ilişkin bu hücre evi 126 NOLU ÇALIŞMA evi olarak adlandırılmıştır 12-.(T.C. Kimlik No:...) YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME YAPILDIĞINDA; .'ın, 23 Aralık 2012 Adli Yargı sınavına katıldığı ve bu sınavı kazanamadığı, 02 Kasım 2013 İdari Yargı sınavına katıldığı ve bu sınavın mülakatına hak kazandığı, 22 Aralık 2013 Adli Yargı sınavına katıldığı ve bu sınavın mülakatına hak kazandığı, Bursa Orhangazi Adliyesinde hakim olarak görev yaptığı, ihraç bilgisinin bulunmadığı, Bylock kaydına rastlanılmadığı tespit edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından tasnif kolaylığı sağlaması amacıyla 126. Çalışma evi olarak adlandırılan çalışma evi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığımızda savunmaları alınan şahıslardan . bu evin kullanıldığı dönemle ilgili şahıs hakkında ; "...Katılmış olduğum ve hatırladığım kadarı ile 2011-2012 döneminde ikinci çalışma evinde benim ile birlikte; soyadını hatırlayamadığım fakat adını . olarak bildiğim görsem tanıyabileceğim Marmara Hukuk Fakültesi mezunu şahıs (Bu kişinin Adalet Bakanlığı ve Hakimlik sınavını kazandığını ve Adalet Bakanlığında göreve başladığını biliyorum), yine soyadını hatırlayamadığım fakat . isimli şahsın Marmara Üniversitesinden Sınıf arkadaşı olduğunu bildiğim görsem tanıyabileceğim . isimli şahıs (Bu kişinin Bakırköy adliyesinde staj yaptığını ve babasının emniyette çalıştığını hatırlıyorum), adını . olarak bildiğim yine . in Marmara Üniversitesinden sınıf arkadaşı olduğunu bildiğim soyadını . olarak hatırladığım ve İdari Yargı Hakimliğini kazandığını bildiğim şahıs, Gazi Üniversitesi Mezunu olduğunu hatırladığım adını ... olarak bildiğim fakat soyadını hatırlayamadığım şahıs, babasının Yargıtay da hakim olduğunu kod adının . olduğunu bildiğim . isimli şahıs, benim üniversiteden sınıf arkadaşım olan . isimli şahıs ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu hatırladığım . isimli kişiler ile birlikte kaldım..." şeklinde beyanda bulunmuş ve şahsı fotoğraflardan kesin ve net olarak teşhis etmiştir. . bu evin kullanıldığı dönemle ilgili şahıs hakkında; "...Ben 2008 yılında Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım. 2012 yılı Haziran ayında da mezun oldum Ben üniversite hayatım boyunca 4. Sınıfı kadar yapıya ait evlerde kaldıktan sonra babamın evinin bulunduğu Ankara iline döndüm. Ankara iline döndüğümde babamla görüştüğümde bana hitaben "Evde televizyon var, telefon var, annende rahatsız, evde çalışma ortamın yok, çalışma evleri varmış, seni oraya gönderebiliriz" şeklinde söyledi. Bu şekilde konuşmalarımız 1,5 -2 ay sürdü. Daha sonra bende çalışma ortamı olsun diye babama olabileceğini söyledim. Akabinde babam durumu ismini bilmediğim bir arkadaşıyla görüştü, bir müddet arkadaşında haber bekledik, daha sonra Ağustos başı gibi arkadaşından haber geldi, babam bana eşyalarını hazırla seni almaya gelecekler şeklinde söyledi. Daha sonra akşam saatlerinde 18:30 - 19:00 gibi arabayla beni evin önünden almaya geldiler, beni almaya gelenler arasında kapalı bir bayan ve onun eşi olduğunu bildiğim iki kişi ile arabada gerçek ismini söyleyemeyeceğini beyan edip bana kod adını . olarak söyleyen kişiler vardı. Bu kişiler beni şuan gösteremeyeceğimi düşündüğüm bir eve götürdüler. Götürdükleri bir apartman dairesiydi ve ev ikinci kattaydı. Bu evde yaklaşık 3-4 gün kaldım. Bu evde 5-6 kişi daha vardı. Ancak kısa süreliğine kaldığımda bu evin sorumlusunu ve kalan kişileri tam olarak hatırlamıyorum. Bu evden hatırladığım tek birşey vardır. Bu evde gözlüklü, esmer, siyah saçlı, görsem teşhis edebileceğim . isimli (kod adı mı gerçek adımı tam olarak bilmiyorum) şahıs vardı. Bu kişi dışında hiç kimseyi hatırlamıyorum. Bu evde 3-4 gün kaldıktan sonra yine . kod adlı kişi beni alarak istediğiniz zaman gösterebileceğim Keçiören taraflarında dublex bir eve götürdü. Bu eve gittiğimde evde ev sorumlusu olarak . kod adlı şahıs vardı. Ayrıca bu evde soyismini hatırlamadığım . isimli şahıs, soyismini hatırlamadığım . isimli şahıs, soyismini hatırlamadığım . isimli şahıs, soyismini hatırlamadığım . isimli şahıs vardı. Bu evin sorumlusu . kod adlı şahıstı. . kod adlı şahsın üstünde de 4 veya 5 evden sorumlu olan . kod adlı şahıs vardı. . isimli şahıs: Bu şahıs gözlüklü, esmer, siyah saçlı, orta boyludur. Bu şahsın nereli olduğunu ve diğer özelliklerini hatırlamıyorum.

Bu şahıs ayranaşı çorbası yapardı ve memleketinin çorbası olduğunu söylerdi. Bu çorba soğuk bir çorbaydı. ... isimli şahsı görsem teşhis edebilirim isimli şahıs: Bu şahsın yanlış hatırlamıyorsam ailesi o dönemde Kütahya da oturuyordu. Babası polisti. Esmer, uzun saçlı, minyon tipli bir bayandı. Bu kişinin gerçek adı mı kod adı mı onu tam olarak bilmiyorum. Bu şahsı görsem teşhis edebilirim..." şeklinde beyanda bulunmuş ve şahsı fotoğraflardan kesin ve net olarak teşhis etmiştir. Bu haliyle bu kişi yönünden değerlendirme yapıldığında dosya kapsamında yer alan .. ve .'ın ifade tutanakları ve teşhis tutanakları, araştırma tutanakları ile tüm dosya kapsamı ve örgütün hücre evi yapılanmasıyla ilgili tüm itirafçı beyanları dikkate alındığında bu evin kullanıldığı dönemde .'ın, Adli/İdari yargı sınavlarına hazırlık döneminde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık MAHREM hücre evinde kaldığı tespit edilmiştir." şeklinde tespite yer verilmiştir.

Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/5846 sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 13/07/2019 ve 03/01/2020 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanakları ile davacı hakkındaki tanık beyanlarından davacının hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kaldığı görülmüştür.

Davacı tarafından hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kaldığına yönelik tespite ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.

Netice itibarıyla, davacının örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde anılan sınavlara hazırlanmış olmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatı ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.

6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi

Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.

Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa'nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dahil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM'e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dahil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).

Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa'nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.

AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.

Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.

Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü halin varlığı halinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hale gelmektedir.

AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike halinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hallerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.

Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.

Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dahilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.

Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.

AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir.

Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve milli güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.

Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike"nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.

Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye'de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü halin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS'in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme'den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.

AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" halinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).

Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hallerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.

Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.

7)Sonuç olarak

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.

Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini isteminin de reddi gerekmektedir.

D)KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1.Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 13/02/2017 tarih ve 2017/35 sayılı kararı ile yine aynı Kurulun 04/05/2017 tarih ve 2017/681 sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,

2.Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,

3.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 298,20 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 3.600.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

5.Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,

6.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 28/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Alıntı
Konu Etiketleri

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Ön İzleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı
Paylaş: