Telefonla görüşme gününün öğrenim gören çocuğuyla görüşmeyi sağlayacak şekilde belirlenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin AYM kararı


hukuksalyardim
(@hukuksalyardim)
Üye Admin
Katılım: 2 sene önce
Gönderiler: 2272
Konu başlatıcı  

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

LEVENT SERHAT BAYAR BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/33714)

Karar Tarihi: 28/12/2021

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Selahaddin MENTEŞ

İrfan FİDAN

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucu

:

Levent Serhat BAYAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, telefonla görüşme gününün öğrenim gören çocuğuyla görüşmeyi sağlayacak şekilde belirlenmesi talebinin reddedilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/11/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

10. Başvurucu, Bandırma 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükümözlü olarak bulunmaktadır.

11. Telefonla görüşme günlerinin cuma günleri saat 13.15 olarak belirlendiğini ve eylül ayı itibarıyla eğitim-öğretim döneminin başlayacağını belirten başvurucu, okula giden oğlu ile görüşebilmesi için haftalık telefonla görüşme saatinin hafta sonuna alınmasını Ceza İnfaz Kurumundan 28/8/2018 tarihinde talep etmiştir. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı (Kurul) 29/8/2018 tarihinde talebin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; telefon görüşmelerinin önceden belirlenen gün ve saatlerde yaptırıldığı, mahpusların belirlenen gün dışında haklarını kullanma taleplerinin karşılanmasının kişiye özel uygulama başlatacağı belirtilmiştir. Ayrıca Kurumda kapasitenin üzerinde mahpus barındırılması ile kurum asayiş ve güvenliği gözönüne alındığında telefon görüş hakkının belirlenenden başka bir günde kullanılmasının güvenlik sorunlarına neden olacağı vurgulanmıştır.

12. Başvurucu anılan karara 3/9/2018 tarihinde Bandırma İnfaz Hâkimliğinde (İnfaz Hâkimliği) itiraz etmiştir. Başvurucu itiraz dilekçesinde; İnfaz Hâkimliklerinin görevinin idarenin mahpusların haklarını sınırlayıcı uygulamalarını denetlemek ve düzeltmek olduğunu, telefonla görüşlerin öğrenim gören çocukların durumu gözetilerek yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtmiştir. İki yaşında bir kızı ve 5. sınıfa giden bir oğlu olduğunu, Kurumun belirlediği telefonla görüşme gün ve saatinde çocuğunun okulda bulunmak zorunda olduğu için çocuğuyla görüşemeyeceğini, bu durumun Anayasa'ya aykırılık teşkil ettiğini vurgulamıştır. Ayrıca görüşme gününün perşembe günleri saat 9.30 olduğu gözetildiğinde uygulamalar nedeniyle çocuğuyla iletişim kurmasının imkânsız hâle geldiğini belirtmiştir.

13. Başvurucunun talebi, İnfaz Hâkimliğinin 8/10/2018 tarihli kararıyla kabul edilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun okula giden çocuğuyla hafta içi telefonla görüşmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle görüşme gününün cumartesi olarak düzenlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

14. Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine, Bandırma Ağır Ceza Mahkemesi 22/10/2018 tarihinde, İnfaz Hâkimliğinin kararının kaldırılmasına hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde; ilgili mevzuat hatırlatılarak telefonla görüşmelerin önceden planlanan bir program dâhilinde koğuş koğuş ya da grup grup belirlenen gün ve saatlerde yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bununla birlikte ceza infaz kurumlarında kapasitelerinin üzerinde çok sayıda hükümlü ile tutuklu barındırıldığı, mahpusların kişisel durumları dikkate alınarak telefonla görüşme günlerinin belirlenmesinin mümkün olmadığı, ayrıca böyle bir uygulamanın kurum içerisinde karışıklığa ve çeşitli güvenlik sorunlarına neden olacağının açık olduğu vurgulanmıştır.

15. Başvurucu 6/11/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

16. Ceza İnfaz Kurumu tarafından gönderilen 4/7/2019 tarihli yazıda; başvuruya konu yargı kararları da gözetilerek başvurucunun telefonla görüşme görüşmelerinin hafta sonu değil Kurum tarafından önceden belirlendiği gibi cuma günleri yaptırıldığı belirtilmiştir. Yazı ekindeki telefon görüşme tutanaklarından başvurucunun telefonla görüşmelerini cuma günleri yaptığı görülmüştür. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede Afyonkarahisar İnfaz Hâkimliğinin 18/1/2021 tarihinde, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle başvurucunun tahliyesine karar verdiği anlaşılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. İlgili hukuk için bkz. Yeliz Erten, B. No: 2020/99, 11/3/2021, §§ 17-23.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Anayasa Mahkemesinin 28/12/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu; okul çağındaki çocuğuyla telefon yoluyla iletişim kurmasının engellendiğini, idarenin belirlediği saatlerde çocuğuyla telefonla görüşmesinin mümkün olmadığını, bu duruma rağmen görüşme saatinin hafta sonu olacak şekilde düzenleme yapılması yönündeki talebinin Kurum tarafından karşılanmadığını beyan etmiştir. İnfaz Hâkimliğinin görüşmelerin cumartesi yapılması yönündeki kararının da Kurum tarafından uygulanmadığını, Ağır Ceza Mahkemesi kararının kendisine geç tebliğ edildiğini, çocuğuyla görüşmesinin engellenemeyeceğini belirten başvurucu, kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkı ile aile hayatına saygı hakkının ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Bakanlık görüşünde Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü 25/7/2019 tarihinde tüm ceza infaz kurumlarına gönderdiği yazıda; öğrenimlerine devam etmeleri nedeniyle mesai saatleri içerisinde telefonla görüşme imkânından yararlanamayan öğrencilerin aile bireyleri ile yapacakları telefon görüşmelerinin çocuğun yüksek menfaati gözönüne alınarak hafta sonu gerçekleşmesinin de yararlı olacağı hususunun bildirildiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda İdare ve Gözlem Kurulunun 20/9/2019 tarihli kararıyla hükümlü/tutuklulara hafta sonu telefon görüşmesi yaptırılmaya başlandığı; başvurucunun da bu karar tarihinden Ceza İnfaz Kurumundan ayrıldığı 12/2/2020 tarihine kadar cumartesi günleri 16 telefon görüşmesi gerçekleştirdiği belirtilmiştir. Bu durumun başvuranın mağdur sıfatının olup olmadığı veya önemsiz bir zarara uğrayıp uğramadığı yönünden yapılacak değerlendirmede gözetilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

21. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

22. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."

23. Anayasa’nın 41. maddesi şöyledir:

"Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.

Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.

Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.

Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır."

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özünün telefonla görüşme hakkını kullanma günlerinin öğrenim gören çocuğuyla iletişimini sağlayacak şekilde düzenlenmemesine ilişkin olduğu anlaşılmakla başvuru bir bütün hâlinde aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelenmiştir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Yeliz Erten, § 32).

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

25. Başvurucunun 10/9/2018-20/9/2019 tarihleri arasında hafta sonu telefonla görüşme hakkı verilmediği için çocuğuyla telefon görüşmesi yapamadığı görülmüştür. Yaklaşık bir yıldan fazla oğluyla telefon vasıtasıyla görüşemediği, aile birlikteliğinin devamının sağlanmasında çocukla ebeveyn arasındaki iletişimin önemli bir yere sahip olduğu hususları gözetildiğinde başvurucunun şikâyet ettiği uygulama nedeniyle mağdur olduğu anlaşılmaktadır.

26. Bununla birlikte açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

27. Aile hayatına saygı hakkı, Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınmıştır. Söz konusu düzenleme, Sözleşme'nin 8. maddesi çerçevesinde korunan aile hayatına saygı hakkının Anayasa’daki karşılığını oluşturmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın 41. maddesinin -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- özellikle aile hayatına saygı hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerin değerlendirilmesi bağlamında dikkate alınması gerektiği açıktır (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 22; Marcus Frank Cerny [GK], B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 36; Yeliz Erten, § 34).

28. Devletin pozitif tedbirler alma yükümlülüğü konusunda Anayasa’nın 20. ve 41. maddeleri ebeveynin çocuğuyla bütünleşmesinin sağlanması amacıyla tedbirler alınmasını isteme hakkını ve kamusal makamların bu tür tedbirleri alma yükümlülüğünü içermektedir. Anayasa'nın 41. maddesinde de her çocuğun yüksek yararına aykırı olmadıkça anne ve babasıyla kişisel, doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu açıkça belirtilmektedir. Ancak bu yükümlülük mutlak olmayıp her olayın özel koşullarına bağlı olarak alınacak tedbirlerin nitelik ve kapsamı farklılaşabilmektedir (Marcus Frank Cerny, § 41; Yeliz Erten, § 35).

29. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkının sınırlanması, hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36; Yeliz Erten, § 36).

30. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında adil bir denge sağlanmalıdır (Mehmet Zahit Şahin, § 37). Ayrıca bu kapsamda yapılan talepler hakkında idari ve yargısal makamlar tarafından verilen kararların gerekçeleri ikna edici nitelikte ilgili ve yeterli olmalıdır (Yeliz Erten, § 37).

31. Ayrıca Anayasanın 41. maddesinde ifade edilen çocuğun yüksek yararı mahkemeler, idari makamlar ve yasama organı tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde gözetilmesi gereken bir ilkedir. Bu bağlamda çocuklar üzerinde etki doğuracak bir işlem yapılacağı zaman bu işlemin çocuğun yararına uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması aile hayatına saygı hakkının öngördüğü pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından oldukça önemlidir (Şükran İrge, B. No: 2016/8660, 7/11/2019, § 33; Yeliz Erten, § 38).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

32. Başvuruda aksi yönde bir iddia ileri sürülmediği hususu ile Kurum tarafından gönderilen görüşme tutanakları birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun Tüzük'te öngörülen koşullar dâhilinde ve Tüzük'ün verdiği yetkiye istinaden idare tarafından belirlenen gün ve saatlerde telefonla görüşme hakkını kullanabildiği, bu hususta bir kısıtlamayla karşılaşmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte başvurucu, idarece hafta içi olarak belirlenen telefonla görüşme hakkını hafta sonları kullanmak istemektedir. Başvurucu bu talebini, Kurum tarafından belirlenen görüşme saatlerinde okulda olması nedeniyle çocuğuyla görüşemediği yönündeki iddiasına dayandırmaktadır.

33. Ceza İnfaz Kurumu, başvurucunun telefon görüşme hakkını cuma günleri saat 13.15'te kullanmasına karar vermiştir. Başvurucunun çocuğunun okul çağında olduğu ve Kurum tarafından belirlenen görüşme saatlerinin okulların öğrenim saatlerine denk geldiği konusunda bir ihtilaf yoktur. Ceza İnfaz Kurumunda uygulanan telefon görüşmelerine yönelik prosedür de gözönüne alındığında başvurucunun bu koşullar altında çocuğuyla görüşemediği iddiası makul karşılanmalıdır.

34. Başvurucunun talebi Kurum tarafından özetle, kapasitesinin üzerinde mahpus barındırılması ve personel sayısının az olması dikkate alındığında Kurumda güvenlik sorunu yaşanabileceği gerekçesine dayanılarak reddedilmiştir. Buna karşılık hafta sonu görev yapan personelin sayısı ve görevlerine dair somut bilgilere ilgili kararda yer verilmemiş, yaşanacağı belirtilen güvenlik sorunu hakkında genel ifadeler dışında çocuğun üstün yararını da gözeten ikna edici ve objektif bir gerekçe ya da güvenlik riskine ilişkin somut bir olay ortaya konulamamıştır.

35. Diğer yandan İnfaz Hâkimliğinin çocuğun üstün yararı ilkesini gözeterek telefonla görüşmelerin cumartesi olarak uygulanması yönünde karar vermesine rağmen, bu kararı kaldıran Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Kurumun gerekçesi tekrarlamakla yetinilmiş; telefonla görüşme hakkının hafta içi yerine hafta sonunda kullanması hususunda bir olanak sunulmasının Ceza İnfaz Kurumunun güvenliğini ne şekilde tehlikeye düşüreceği başvurucunun koşulları da gözetilerek yeterince izah edilmemiştir.

36. Ayrıca yukarıda belirtildiği üzere (bkz. §§ 27-31) mahkemeler, idari makamlar ve yasama organı tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi ve aile ilişkilerinin sürdürülmesini sağlayacak şekilde hareket edilmesi devletin pozitif yükümlülüklerinin gereğidir. Bu bağlamda idarenin uygulaması ve yargı kararları birlikte değerlendirildiğinde; çocuğun üstün yararı gözetilerek aile ilişkilerinin devamlılığını sağlayacak şekilde hareket edilmediği, başvurucunun taleplerinin neden karşılanamadığı hususunda ilgili kararlarda somut ve yeterli bir şekilde gerekçe sunulmadığı anlaşılmakla olayda aile hayatına saygı hakkı bakımından devletten beklenen pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediği sonucuna ulaşılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ümit Balaban (3), B. No: 2016/2821, 29/5/2019; Yeliz Erten, § 43).

37. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

38. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

39. Başvurucu, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılarak 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

40. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

41. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

42. İncelenen başvuruda aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan ihlal sonucunun Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının aile hayatına saygı hakkına ilişkin güvenceler ile çocuğun üstün yararı ilkesini gözetmeyen kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Ne var ki mahkeme ihlali giderememiştir.

43. Bununla birlikte başvurucunun 18/1/2021 tarihinde tahliye edildiği gözetildiğinde ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmaktadır.

44. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde, ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için aile hayatına saygı hakkının ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 8.100 TL manevi tazminat ödenmesine, tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 8.100 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin bilgi için Bandırma Ağır Ceza Mahkemesine (E.2018/1372 D.İş) ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 28/12/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.


Alıntı
Konu Etiketleri

Cevap yaz

Yazar Adı

Yazar E-postası

Başlık *

 
Ön İzleme 0 Düzeltmeler Kayıtlı
Paylaş: