<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>        <rss version="2.0"
             xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
             xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
             xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
             xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
             xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
             xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
        <channel>
            <title>
									HUKUKSAL YARDIM PLATFORMU - Son konular				            </title>
            <link>https://www.hukuksalyardim.net/forum/</link>
            <description>Hukuksal Yardım Tartışma Forumuna Hoş Geldiniz</description>
            <language>tr</language>
            <lastBuildDate>Tue, 17 Mar 2026 11:57:56 +0000</lastBuildDate>
            <generator>wpForo</generator>
            <ttl>60</ttl>
							                    <item>
                        <title>Trafik Kazalarında Tazminat Davaları</title>
                        <link>https://www.hukuksalyardim.net/forum/ana-kategori-hukuk-mahkemesi-kararlari/trafik-kazalarinda-tazminat-davalari/</link>
                        <pubDate>Sun, 08 Dec 2024 23:20:18 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[Trafik Kazalarında Tazminat DavalarıÜlkemizde sıklıkla meydana gelen kimi zaman ölümle kimi zaman ise ağır yaralanmalarla sonuçlanan trafik kazaları istatistiksel olarak bakıldığında en çok ...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p><br />Trafik Kazalarında Tazminat Davaları<br /><br />Ülkemizde sıklıkla meydana gelen kimi zaman ölümle kimi zaman ise ağır yaralanmalarla sonuçlanan trafik kazaları istatistiksel olarak bakıldığında en çok ölüme yol açan etmenlerden biri olarak görülmektedir. Hiç şüphesiz bu kazaların  oldukça büyük bir kısmının ise sürücü hatalarından kaynaklı olduğu da bilinmektedir.<br /><br />Bu kapsamda kaza geçiren kişilerin ortaya çıkan mağduriyetlerinin gerek maddi gerekse manevi anlamda giderilmesi elzem olup kanun tarafından belirli şartlar doğrultusunda kazaya maruz kalan kişilere çeşitli haklar tanınmıştır. Bu zarar kalemlerinin birçoğu yazımızda da inceleyeceğimiz üzere yalnızca kazaya sebebiyet veren sürücülerden veya araç sahiplerinden değil aynı zamanda sigorta şirketlerinden de talep edilebilmektedir.<br /><br />Ancak aşağıda özetle mağdurları  bilgilendirme amaçlı en çok sorulan  birkaç soruyu cevaplamakla inceleyeceğimiz bu hususlar içinde birçok ayrıntı barındırdığından trafik kazalarına ilişkin davalarda, trafik sigortasından tazminat almak isteyen kişilerin bu konuda uzman bir avukattan destek alınarak ilerlemek tarafların sonraki süreçte  yaşayabileceği   olası hak kayıpları ve mağduriyetlerin de önüne geçecektir. Zira  trafik kazasından kaynaklı tazminat davası açılmadan önce başvurulması gereken  kurumlar, hangi delillerin  trafik kazalarına ilişkin tazminat davalarında önemli olduğu, başvuru süreleri veya davanın daha kısa sürede nasıl sonuçlandırılabileceği gibi birçok husus ve detay bu davalarda önemli olup,  trafik kazaları alanında uzman bir avukat yardımıyla  tarafların ilerlemesi  menfaatine olacaktır.<br /><br /> Trafik Kazası Sonucunda Kimlere Karşı Tazminat Davası Açılabilir?<br /> Sürücüye, Araç Sahibine Veya Kazaya Sebebiyet Veren 3.Kişilere Karşı  Tazminat  Davası<br />Tazminat davası  doğrudan trafik kazasına sebebiyet veren kişilere karşı açılabilir. Bu kişiler kimi zaman sadece araç sürücüsü olsa da Karayolları Trafik Kanunu’nun 88/f.1 maddesi ve yine Türk Borçlar Kanunu’nun 50. Maddesi uyarınca kazaya sebebiyet veren kişiler birden fazla ise bu kişiler müteselsilen sorumlu olup ortaya çıkan zarar hepsinden talep edilebilir.   Örneğin araç sahibi ile sürücünün farklı olduğu kazalarda her ikisine karşı talepte bulunabileceği gibi kazaya sebebiyet veren olay yerindeki herhangi bir 3. Kişi var ise bu kişilere karşı da dava açılarak talepte bulunulabilir.<br /><br /> <br /><br /> Sigorta Şirketine Karşı Tazminat Davası<br />Yine Trafik sigortası olarak da bilinen Karayolları Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigorta ettiren kişilerce üçüncü kişilere karşı verilebilecek olası bir zarara yönelik bu zararın giderilmesi için sigorta ettirenin poliçe kapsamındaki  belirli teminat tutarında tazminat yükümlülükleri sigorta şirketleri tarafından karşılanmaktadır. Bir başka deyişle trafik sigortasından tazminat almak belirli şartlar doğrultusunda mümkündür  Bu sebeple böylesi bir durumda zarar gören kişiler doğrudan sigorta şirketine  başvurarak zararının teminat limiti tutarına kadar ödenmesini talep edebilirler. Bu durumda sigorta şirketince zararın giderilmemesi veya eksik giderilmesi halinde sigorta şirketlerine karşı da trafik kazasından kaynaklı tazminat davası açılabilir. <br /><br /> Ancak bu teminat limitini aşan veya sigorta poliçesi kapsamı dışında kalabilecek örneğin manevi tazminat davası gibi birtakım talepler ise yukarıda     bahsedilen kişilerden de talep edilebilecektir.<br /><br />Çoğu zaman tahsil kabiliyetinin yüksek olduğu sigorta şirketlerine karşı bu taleplerin öne sürülmesi ve  davaların açılması da tarafların lehinedir. Ayrıca sigorta tahkim komisyonları kanalıyla işlemler daha kısa sürede de sonuçlandırılabilir.<br /><br />Güvence Hesabına Karşı Tazminat davası<br />Kazaya sebebiyet veren sigortalının belirlenemediği, gasp veya çalınma sonucu çalınan aracın sebebiyet verdiği kazalarda ortaya çıkan zararlarda, rizikonun ortaya çıktığı tarihte sigorta yaptırmamış olanların  neden olduğu bedensel zararlarda, sigorta şirketinin iflası halinde gibi bazı sebeplerde güvence hesabından da bu bedeller talep edilebilir ve ödenmediği takdirde tazminat davası açılabilir.<br /><br /> <br /><br />Trafik Kazasında Tazminata Konu Olabilecek Zararlar Nelerdir?<br />Bu zararlar, Trafik kazasında meydana gelebilecek  ölüm, yaralanma veya araçta meydana gelen zararlara göre değişmekle birlikte genel olarak trafik kazasına sebebiyet verenlerden  aşağıdaki zararlar talep edilebilmektedir.<br /><br /> -Tedavi giderleri<br />-Cenaze giderleri<br />-Ölenin yardımından yoksun kalan kişilere ödenecek destekten yoksun kalma  tazminatı<br />-Yaralanma meydana geldiyse yaralanan kişinin tedavi giderleri<br /><br />-Yaralanma sonucu kişide oluşan  özellikle maluliyet oranı/özürlülük oranı olarak da bilinen kayıplar:<br />-Araçta meydana gelen hasara ilişkin masraflar<br />-Araçta meydana gelen değer değer kayıpları<br />-Manevi tazminat<br /> <br /><br />Bu yazımız ilginizi çekebilir: Araç Değer Kaybı Tazminatı<br /><br /> <br />Trafik Kazaları Nedeniyle Ortaya Çıkan Sürekli Sakatlıklarda (Kalıcı Maluliyet) Maddi Tazminat Miktarı Nasıl Hesaplanır?<br />Bu tazminat türü trafik kazası davalarında ortaya çıkan en önemli zarar kalemlerinden birini teşkil etmekte olup, sürekli sakatlık(kalıcı maluliyet) nedeniyle ortaya çıkan zararlarda tazminat miktarı hesaplanırken Trafik Kazası geçiren kişinin geliri, tarafların kusuru oranı, kazaya uğrayan kişinin engelli sağlık kurulu raporundaki kalıcı maluliyet oranı   gibi çeşitli faktörler baz alınarak tazminat miktarı hesaplanır. Benzer şekilde kişinin hayatını kaybetmesi halinde ölenin yardımından yoksun kalanlara ödenecek destekten yoksun kalma tazminatından da ölen kişinin geliri, yaşı  gibi faktörler dikkate alınacaktır.<br /><br /> <br /><br />Trafik Kazalarından Kaynaklı Tazminat Davalarında Zamanaşımı Süresi Kaç Yıldır?<br />Trafik kazalarından kaynaklı tazminat davalarında zamanaşımı süresine yönelik KTK madde 109/1 de özel hüküm bulunmakta olup buna göre motorlu araç kazalarından doğan maddi zararlara ilişkin talepler  zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her halde on yıl içinde zamanaşımına uğrayacaktır.  Örneğin zarar görenin aldığı engelli sağlık  kurulu raporundan itibaren zamanaşımı süresi  işlemeye  başlayacak olup iki yıl içinde zarar görenin başvurması gerekecektir. Ancak zamanaşımı süresi cezayı gerektiren bir fiilden de doğduysa ve ceza kanunu bu fiil için bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre de uygulanabilir. Burada ceza kanunda tanımlanan süre daha uzun süreli olduğundan ve zarar görenin lehine olacağından hiç şüphesiz zamanaşımında bu sürenin dikkate alınması gerekir.</p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://www.hukuksalyardim.net/forum/"></category>                        <dc:creator>hukuksalyardim</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://www.hukuksalyardim.net/forum/ana-kategori-hukuk-mahkemesi-kararlari/trafik-kazalarinda-tazminat-davalari/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>Disiplin zamanaşımı kolluk personeli hakkında</title>
                        <link>https://www.hukuksalyardim.net/forum/ana-kategori-idare-mahkemesi-kararlari/disiplin-zamanasimi-kolluk-personeli-hakkinda/</link>
                        <pubDate>Tue, 19 Nov 2024 17:06:26 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[Darbe teşebbüsü öncesi eylemler açısından kesinleşmiş mahkumiyet olmadıkça KOLLUK MENSUPLARININ(polis/jandarma) disiplin soruşturması yürütülerek devlet memurluğundan çıkarılması mümkün deği...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Darbe teşebbüsü öncesi eylemler açısından kesinleşmiş mahkumiyet olmadıkça KOLLUK MENSUPLARININ(polis/jandarma) disiplin soruşturması yürütülerek devlet memurluğundan çıkarılması mümkün değildir.<br /><br />İrtibat ve iltisak nedeniyle kamu görevinden çıkarılma artık mümkün olmadığından 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Kanunu(polis ve jandarma)gereği ilgililer hk. disiplin soruşturması yürütülmektedir, ancak disiplin soruşturması sonucu devlet memuruğundan çıkarma cezası verilmesi mümkün değildir, şöyle ki; <br /><br />1-) 2016 öncesine ait iddialara konu eylemlerin üzerinden hem 6 aylık soruşturmaya başlama, hem de ceza verme zamanaşımı süresi olan 2 yıl geçmiştir, disiplin soruşturmasına başlama ve ceza verme süresi geçtiğinden artık devlet memurluğundan çıkarılma cezası verilmesi mümkün değildir.<br /><br />2-) 31/01/2018 günü yürürlüğe giren 7068 sayılı Kanununun 9/1-a fıkrasına DAYANILARAK kurumlarca devlet memurluğundan çıkarılma işlemi tesis edilmektedir, ancak bu maddenin yürürlük tarihinden önce işlenen fiiller açısından uygulanması hukuken mümkün değildir.</p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://www.hukuksalyardim.net/forum/"></category>                        <dc:creator>hukuksalyardim</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://www.hukuksalyardim.net/forum/ana-kategori-idare-mahkemesi-kararlari/disiplin-zamanasimi-kolluk-personeli-hakkinda/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>Disiplin zamanaşımı</title>
                        <link>https://www.hukuksalyardim.net/forum/ana-kategori-idare-mahkemesi-kararlari/disiplin-zamanasimi/</link>
                        <pubDate>Tue, 19 Nov 2024 17:04:33 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[Darbe teşebbüsü öncesi eylemler açısından kesinleşmiş mahkumiyet olmadıkça KOLLUK MENSUPLARININ(polis/jandarma) disiplin soruşturması yürütülerek devlet memurluğundan çıkarılması mümkün deği...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<ul>
<li style="text-align: justify">Darbe teşebbüsü öncesi eylemler açısından kesinleşmiş mahkumiyet olmadıkça KOLLUK MENSUPLARININ(polis/jandarma) disiplin soruşturması yürütülerek devlet memurluğundan çıkarılması mümkün değildir.<br /><br />İrtibat ve iltisak nedeniyle kamu görevinden çıkarılma artık mümkün olmadığından 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Kanunu(polis ve jandarma)gereği ilgililer hk. disiplin soruşturması yürütülmektedir, ancak disiplin soruşturması sonucu devlet memuruğundan çıkarma cezası verilmesi mümkün değildir, şöyle ki; <br /><br />1-) 2016 öncesine ait iddialara konu eylemlerin üzerinden hem 6 aylık soruşturmaya başlama, hem de ceza verme zamanaşımı süresi olan 2 yıl geçmiştir, disiplin soruşturmasına başlama ve ceza verme süresi geçtiğinden artık devlet memurluğundan çıkarılma cezası verilmesi mümkün değildir.<br /><br />2-) 31/01/2018 günü yürürlüğe giren 7068 sayılı Kanununun 9/1-a fıkrasına DAYANILARAK kurumlarca devlet memurluğundan çıkarılma işlemi tesis edilmektedir, ancak bu maddenin yürürlük tarihinden önce işlenen fiiller açısından uygulanması hukuken mümkün değildir.</li>
</ul>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://www.hukuksalyardim.net/forum/"></category>                        <dc:creator>hukuksalyardim</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://www.hukuksalyardim.net/forum/ana-kategori-idare-mahkemesi-kararlari/disiplin-zamanasimi/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>【美国大峡谷州立大学成绩单毕业证本科证书】【微信：1825214279】购买研究生学位证书GVSU假文凭证书,GVSU学位证书本科证书,GVSU毕业证外国毕业证书在中国可以用吗？</title>
                        <link>https://www.hukuksalyardim.net/forum/reklam-kurulu-kararlari/%e3%80%90%e7%be%8e%e5%9b%bd%e5%a4%a7%e5%b3%a1%e8%b0%b7%e5%b7%9e%e7%ab%8b%e5%a4%a7%e5%ad%a6%e6%88%90%e7%bb%a9%e5%8d%95%e6%af%95%e4%b8%9a%e8%af%81%e6%9c%ac%e7%a7%91%e8%af%81%e4%b9%a6%e3%80%91%e3%80%90/</link>
                        <pubDate>Thu, 03 Oct 2024 18:46:23 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://www.hukuksalyardim.net/forum/"></category>                        <dc:creator>Anonim</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://www.hukuksalyardim.net/forum/reklam-kurulu-kararlari/%e3%80%90%e7%be%8e%e5%9b%bd%e5%a4%a7%e5%b3%a1%e8%b0%b7%e5%b7%9e%e7%ab%8b%e5%a4%a7%e5%ad%a6%e6%88%90%e7%bb%a9%e5%8d%95%e6%af%95%e4%b8%9a%e8%af%81%e6%9c%ac%e7%a7%91%e8%af%81%e4%b9%a6%e3%80%91%e3%80%90/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>Üniversite örgüt evinde kalma ve ev sorumluluğu almaya dair Yargıtay kararı</title>
                        <link>https://www.hukuksalyardim.net/forum/yargitay-kararlari/universite-orgut-evinde-kalma-ve-ev-sorumlulugu-almaya-dair-yargitay-karari/</link>
                        <pubDate>Thu, 15 Aug 2024 16:18:20 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[Yargıtay;Üniversitede örgüt evlerinde ekonomik gerekçelerle kalan ve bir dönem ev ablalığı yapan sanığın, üniversiteden sonra memleketine dönmesi ve bu tarihten sonra başka örgütsel faaliyet...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Yargıtay;Üniversitede örgüt evlerinde ekonomik gerekçelerle kalan ve bir dönem ev ablalığı yapan sanığın, üniversiteden sonra memleketine dönmesi ve bu tarihten sonra başka örgütsel faaliyetlerine rastlanmaması nedeniyle beraatine karar verilmelidir.<br /><br />3.C.D. 2023/5750E,2024/449K.</p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://www.hukuksalyardim.net/forum/"></category>                        <dc:creator>hukuksalyardim</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://www.hukuksalyardim.net/forum/yargitay-kararlari/universite-orgut-evinde-kalma-ve-ev-sorumlulugu-almaya-dair-yargitay-karari/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>Hakimin Reddi ile ilgili Uygulanması Gereken Prosedürlerin Uygulanmayarak Adil Yargılanma Hakkının Engellenmesi</title>
                        <link>https://www.hukuksalyardim.net/forum/yeni-form-konusu-ac/hakimin-reddi-ile-ilgili-uygulanmasi-gereken-prosedurlerin-uygulanmayarak-adil-yargilanma-hakkinin-engellenmesi/</link>
                        <pubDate>Thu, 18 Jul 2024 11:49:58 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[Devam eden boşanma davamda 31 ocak 2024 tarihli duruşmada  tarafsız olmadığı kanaati oluşturacak şekilde aleyhime işlemler yapıldığı  için hakimin reddi talebinde bulundum. Aynı hakim aynı d...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Devam eden boşanma davamda 31 ocak 2024 tarihli duruşmada  tarafsız olmadığı kanaati oluşturacak şekilde aleyhime işlemler yapıldığı  için hakimin reddi talebinde bulundum. Aynı hakim aynı duruşmada bu talebimi davayı uzatmak amacıyla kötü niyetli yaptığım gerekçesiyle rddetti istinaf yolu açık diyerek , 7 şubat 2024 tarihinde istinaf başvuru dilekçesi hazırladım dosyaya sundum aynı hakim istinaf başvuru değerlendirme kararı vererek bu dilekçemi reddetti. bende istinaf başvuru değerlendirme kararını da istinaf ettim 11 Şubat 2024 tarihinde. Aynı hakim bu dilekçemi 25 nisana kadar bekletti sonra karşı tarafa tebliğ ettirdi karşı taraf cevap vermedi 2,5 ay daha beklendi 15 mayıs da istinaf formu düzenlendi bursa bölge adiliye mahkemesine gitti. Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 31 mayıs 2024 tarihinde gerekçeli istinaf kararı aynen şu şekildedir.   : <strong><em>Hakimin reddi talebinin reddine ilişkin mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun incelemesi için dairemize gönderilen dosya içindeki tüm belgeler ile dairemiz üyesi tarafından hazırlanan inceleme raporu incelendi. </em></strong><br /><strong><em>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: </em></strong><br /><strong><em>HMK.'nun 36/1 maddesinde ''Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir.'' düzenlemesi bulunmaktadır. </em></strong><br /><strong><em>Davacı - karşı davalı 31.01.2024 tarihli celsede söz alarak, hakimin reddini talep etmiştir. Davacı - karşı davalı bu talebini 27.12.2023 tarihli celsede hakimin kendisine sormuş olduğu sorular ve bu celsedeki tavırları ile kişisel ilişki ile ilgili aleyhine işlemler yapıldığı, hakimin tarafsız olduğunu düşünmediği gerekçelerine dayandırmıştır. </em></strong><br /><strong><em>31.01.2024 tarihli celsede yapılan bu hakimin reddi talebi, aynı duruşmada oluşturulan ara karar ile bizzat reddedilen hakim tarafından değerlendirilmiş ve hakimin reddi talebinin HMK.'nun 41. maddesi gereğince geri çevrilmesine karar verilmiştir. </em></strong><br /><strong><em>Davacı bu kez 06.02.2024 tarihli dilekçesini sunarak hakimin reddi taleplerini açıklamış olup, bu dilekçenin istinaf dilekçesi şeklinde sunulduğu görülmektedir. </em></strong><br /><strong><em>Mahkeme hakimi tarafından 08.02.2024 tarihli ara kararlar ile HMK.'nun 41.maddesi uyarınca verilen geri çevirme kararlarında ancak esas hüküm ile birlikte istinaf yolunun açık olduğundan bahisle istinaf talebinin ve hakimin reddi talebinin reddine şeklinde kararlar kurulduğu görülmektedir.</em></strong><br /><strong><em>Davacı 07.03.2024 tarihli dilekçesinde 08.02.2024 tarihli ara karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. </em></strong><br /><strong><em>HMK.'nun 41.maddesinde "Hâkimin reddi talebi, aşağıdaki hâllerde kabul edilmeyerek geri çevrilir:</em></strong><br /><strong><em>a) Ret talebi süresinde yapılmamışsa.</em></strong><br /><strong><em>b) Ret sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemişse.</em></strong><br /><strong><em>c) Ret talebinin davayı uzatmak amacıyla yapıldığı açıkça anlaşılıyorsa.</em></strong><br /><strong><em>(2) Bu hâllerde ret talebi, toplu mahkemelerde reddedilen hâkimin müzakereye katılmasıyla; tek hâkimli mahkemelerde ise reddedilen hâkimin kendisi tarafından geri çevrilir.</em></strong><br /><strong><em>(3) İlk derece mahkemesinin bu kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin başkan ve üyeleri hakkındaki kararlarına karşı da temyiz yoluna ancak hükümle birlikte başvurulabilir." düzenlemesi bulunmaktadır. </em></strong><br /><strong><em>Reddedilen hakim tarafından yapılan değerlendirmede davacının 31.01.2024 tarihli celsede sözlü ve 06.02.2024 tarihli dilekçe ile yazılı ret talebinin HMK.'nun 41.maddesi kapsamında geri çevrildiği anlaşılmaktadır. Ancak, 08.02.2024 tarihli ara kararda geri çevirmeye ilişkin kanun maddesi yazılmış ise de, somut olayda hakimin reddi talebinin hangi sebeple geri çevrildiği açıklanmamıştır. </em></strong><br /><strong><em>HMK.'nun 36.maddesinde hakimin reddi sebepleri ve 38.maddesinde ret usulü gösterilmiş olup, davacının hakimin reddi yoluna başvurduğu,ret talebinin dayandığı sebepler ile delil veya emarelerin gerek duruşmadaki sözlü beyan, gerekse dilekçe içeriğinde açıklanmış olduğu görülmektedir. 31.01.2024 tarihli celsede mahkemece hüküm kurulmadığına göre, ret talebinin davayı uzatma amacıyla yapıldığı kabul edilemez. </em></strong><br /><strong><em>Somut olayda ret talebinin HMK.'nun 41.maddesi uyarınca geri çevrilmesi koşulları oluşmamış olup, mahkemece HMK.'nun 38/5 maddesi uyarınca gerekli işlemler yapılıp, dosyanın ret talebi incelenmek üzere HMK.'nun 40.maddesinde yazılı inceleme mercine gönderilmesi gerekir iken, bizzat reddedilen hakim tarafından talebin geri çevrilmesi hatalı olmuştur.</em></strong><br /><strong><em>Dairemizce yapılan istinaf incelemesinde, talebin HMK.'nun 41.maddesi kapsamında geri çevrilmesi koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, istinaf isteminin kabulü, reddedilen hakimin 31.01.2024 tarihli celse ara kararının ve 08.02.2024 tarihli ara kararlarının kaldırılması ve 06.02.2024 tarihli ret talebi hakkında hakimin reddi prosedürü uygulanıp gerekli incelemenin ilgili merci tarafından yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.  </em></strong>Hakimin reddi ile ilgili prosedürler uygulanmadığı gibi çocuğumun velayetiyle ilgili aleyhime işlemler yapılmaya (kişisel ilişkiye muhalefet algısı oluşturulmaya ) devam edildi , yapmış olduğum şikayetler ( hepsi de ilgili kanun ve yönetmeliklere atıfta bulunarak yapılmıştır) nedeniyle akıl sağlığımla ilgili şüpheli durum yaratmaya çalışıldı. Hastane ,  doktor , MMPİ testini ( benimle ve mahkemeyle paylaşmadıkları) raporlayan psikolog ( yeterliliği olup olmadığı ?)  hakkında da  şikayetçi oldum. 3. basamak hastanesine ben kendim sevkedilmeyi istediğim halde, adli hiç bir olaya karışmadığım ve psikiyatrik bir geçmişim olmadığı halde,  önce emniyete sonra savcılığa yazı yazıldı. Polis refakatinde  velayet ve kişisel ilişkiye engel psikolojik rahatsızlığımın olup olmadığı ile ilgili hastaneye gönderilirken üniversite hastanesindeki doktorlarla bile önce bana refakat eden polis memuru görüştü. Sevk evrakları bile tarafıma gösterilmedi . Üniversite hastanesindeki psikiyari doktorları klinik ve ruhsal muayenem olağan yani normal olarak rapor edildi.  Eşimin bulunduğumuz yerde hasta doktor ilişkisi içinde nüfusu fazla. kendimi avukatsız savunuyorum çünkü karşıma çıkan avukatlarda bazıları kötü niyetli bazıları da özen ve dikkat yükümlülüğüne aykırı davrandıkları için yollarımı ayırdım. Mahkeme istinaf mahkemesinin kararını bu zamana kadar bekletti. sonra tebligatları incelediğimde 12 temmuz 2024 tarihinde benim dilekçelerimi karşı tarafa  yeniden tebliğ ettirdiğini  gördüm. Daha önce 25 Nisan 2024 tarihinde karşı tarafa tebliğ ettirmiş karşı taraf cevap vermemişti tekrar aynı işlemi yapması doğru mu? ben doğru olmadığını düşünerek dosyaya ihtar içeren dilekçe gönderdim. Hukukçu olmadığım için tam da bilmiyorum nasıl bir yol izlemeliyim?  </p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://www.hukuksalyardim.net/forum/"></category>                        <dc:creator>zeni1977</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://www.hukuksalyardim.net/forum/yeni-form-konusu-ac/hakimin-reddi-ile-ilgili-uygulanmasi-gereken-prosedurlerin-uygulanmayarak-adil-yargilanma-hakkinin-engellenmesi/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>HAGB kararına dayanılarak karar verilmesi masumiyet karinesinin ihlalidir.</title>
                        <link>https://www.hukuksalyardim.net/forum/anayasa-mahkemesi-kararlari/hagb-kararina-dayanilarak-karar-verilmesi-masumiyet-karinesinin-ihlalidir/</link>
                        <pubDate>Tue, 02 Apr 2024 15:09:30 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[AYM&#039;den önemli bir kararGüvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle uzman erbaşlık sözleşmesinin feshedilmesi işlemine karşı açılan iptal davasında, kesin...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>AYM'den önemli bir karar<br /><br />Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle uzman erbaşlık sözleşmesinin feshedilmesi işlemine karşı açılan iptal davasında, kesin bir mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmayan ceza yargılamasının esas alınması ve gerekçeli kararda suçluluğu ima eden bazı ifadeler kullanılmasının masumiyet karinesinin ihlali olduğu ifade edilmiştir.<br /><br />AYM web sitesinde bugün yayımlanmıştır.</p>
<p>https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2019/24253</p>
<p> </p>]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://www.hukuksalyardim.net/forum/"></category>                        <dc:creator>hukuksalyardim</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://www.hukuksalyardim.net/forum/anayasa-mahkemesi-kararlari/hagb-kararina-dayanilarak-karar-verilmesi-masumiyet-karinesinin-ihlalidir/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>Denetimli Serbestlikte Geçen Sürenin Mahsup Edilebileceğine Dair</title>
                        <link>https://www.hukuksalyardim.net/forum/soru-cevap-bolumu/denetimli-serbestlikte-gecen-surenin-mahsup-edilebilecegine-dair/</link>
                        <pubDate>Sun, 11 Dec 2022 08:22:39 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[YARGITAY 8. Ceza Dairesi
Esas: 2014/915
Karar: 2014/6613

Muhtelif suçlardan hükümlü H...’ün, cezalarının 30 ay 10 gün hapis cezası olarak içtimaına ilişkin K... 1. Asliye Ceza Mahkemesi...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[YARGITAY 8. Ceza Dairesi
Esas: 2014/915
Karar: 2014/6613

Muhtelif suçlardan hükümlü H...’ün, cezalarının 30 ay 10 gün hapis cezası olarak içtimaına ilişkin K... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.09.2013 tarihli ve 2013/390 değişik iş sayılı kararını müteakip, B... Cumhuriyet Başsavcılığının 11.09.2013 tarihli, 2013/2-1369 sayılı yazısı ile 6291 sayılı Kanun ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında 105/A maddesi gereğince cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik olarak infazına karar verilip tahliye edildiği tarih ile içtima kararı ile ceza infaz kurumuna gönderildiği tarih arasındaki sürenin hükümlünün cezasından mahsubuna ilişkin oluşan tereddütün giderilmesi istemine yönelik denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına ve tahliyesine dair 25.02.2013 tarihi ile yeniden cezaevine girdiği 30.08.2013 tarihi arasındaki sürelerin halen infaz etmekte olduğu cezasından mahsup edilmesine yer olmadığına ilişkin K... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.09.2013 tarihli ve 2010/124 esas, 2010/526 sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin (K...) 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.10.2013 tarihli ve 2013/909 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;

Dosya kapsamına göre; ruhsatsız ateşli silah taşıma suçundan hükümlü H...’ün 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 13/1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 ve 52. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair K...1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.06.2010 tarihli ve 2010/124 esas, 2010/526 sayılı kararının infazı sırasında, hükümlünün cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbirine çevrilmesi talebine yönelik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a 6291 sayılı Kanun ile eklenen 105/A maddesi ve 6411 sayılı Kanun ile değişik 105/A-l-a maddesi gereğince, cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına dair K... İnfaz Hâkimliğinin 25.02.2013 tarihli ve 2013/209 esas, 2013/209 sayılı kararını müteakip, mahkemece K... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.09.2013 tarihli ve 2013/390 değişik iş sayılı kararı ile cezaların içtima edildiği, 11.04.2012 tarihli Resmî Gazete ile yayımlanarak yürürlüğe giren 6291 sayılı Kanun’un 105/A/3. maddesi ve 31.01.2013 tarihli ve 28545 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6411 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13 maddesi gereği 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a eklenen geçici 4. maddelerindeki hükmü çerçevesinde hükümlünün cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazı bakımından tahliye edildiği 25.02.2013 tarihi ile cezanın cezaevinde infazına başlandığı belirtilen 30.08.2013 tarihleri arasındaki denetimli serbestlikte geçirdiği sürelerin; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A. maddesine göre, hükümlünün cezasının infazına ilişkin ve infaz hükümlerine tâbi olması ve bu sürelerin içtima edilen cezanın içerisinde yer alması nedeni ile hürriyeti bağlayıcı toplam cezadan mahsup edilmesine yönelik istemin ve itirazın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 10.12.2013 gün ve 75421 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 23.12.2013 gün ve KYB/2013-394225 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Gereği görüşülüp düşünüldü:

TCK.nun 63. maddesinde düzenlenen “Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi duru- munda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.” hükmüne göre mahsup işleminin yapılması için şahsi hürriyetin kısıtlanması sonucunu doğuran durumların söz konusu olması gerekmektedir. İncelemeye konu olayda hükümlünün ce- zasının 5275 sayılı yasanın 105/A maddesi uyarınca koşullu salıverme kadar olan kısmı- nın denetimlik serbestlik tedbiri olarak infazına karar verilmiştir ve hükümlüye bu süre içerisinde denetim planı içerisinde yer alan, imza atma, belirli etkinliklere katılma gibi yükümlülükler yüklenmiştir. Hükümlünün denetimli serbestlik tedbiri altında serbest bı- rakılması madde metninden de anlaşılacağı üzere cezanın infazı amacıyla yapılmaktadır. Açıklanan bu nedenlerle 5275 sayılı Yasanın 105/A maddesinin 9. fıkrası yollamasıyla 107/14. maddesi de gözetilerek hükümlünün denetimli serbestlik tedbiri altında geçirdiği sürelerin cezasından mahsup edilmesi gerektiği cihetle itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı'nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden K... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.10.2013 gün, 2013/909 değişik iş nolu itirazın reddine ilişkin kararının CMK.nun 309. maddesi gereğince (BOZULMASINA), müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına gön- derilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 17.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://www.hukuksalyardim.net/forum/"></category>                        <dc:creator>hukuksalyardim</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://www.hukuksalyardim.net/forum/soru-cevap-bolumu/denetimli-serbestlikte-gecen-surenin-mahsup-edilebilecegine-dair/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>Bank Asya hesap hareketleri, Cihan medya ödemesi, KYD bağış ile kurum kanaatine dayalı Danıştay kararı</title>
                        <link>https://www.hukuksalyardim.net/forum/danistay-kararlari/bank-asya-hesap-hareketleri-cihan-medya-odemesi-kyd-bagis-ile-kurum-kanaatine-dayali-danistay-karari/</link>
                        <pubDate>Mon, 28 Nov 2022 12:35:11 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/7952 E.  ,  2021/4889 K.

&quot;İçtihat Metni&quot;
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7952
Karar No : 2021/4889

TEMYİZ EDEN (DAVACI)...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/7952 E.  ,  2021/4889 K.

"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7952
Karar No : 2021/4889

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede isminin yer alması nedeniyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli bankada ... müşteri numarası ile 23/01/2014 tarihinde açılmış hesabının bulunduğu, anılan hesaba 27/01/2014 tarihinde 2.250,00-TL tutarlı 45 günlük katılım hesabı açıldığının tespit edildiği, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen ... Medya A.Ş.'ye 08/01/2014 - 08/06/2014 tarihleri arasında toplam 189,36-TL ödeme bilgisinin bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ... Derneği'ne 09/05/2011 - 03/2015 tarihleri arasında SMS yolu ile para gönderdiği, görev yaptığı birim tarafından FETÖ/PDY ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde sosyal çevre bilgisi ve yazılı başvuruların bulunduğu, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; soruşturma yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden ihraç işleminin hukuka aykırı olduğu, hakkında açılmış herhangi bir cezai soruşturmanın bulunmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, anılan yapının terör örgütü olarak ilan edildiği tarihten önceki fiilleri nedeniyle suçlanamayacağı, yasal bir şekilde görevini sürdüren bankaya para yatırmanın suç teşkil etmediği, başka bankalarda da hesabının bulunduğu, anılan bankadaki parasını söz konusu yapının illegal bir yapı olduğunun tespitinden önce çektiği, örgüt liderinin talimatı üzerine Bank Asya hesabına para yatırmadığı, yasal olarak faaliyet gösteren ... Derneğine insani amaçlarla yardımda bulunduğu, FETÖ/PDY örgütü ile herhangi bir ilişkisinin olmadığı, 2004, 2005 ve 2006 yıllarında kaymakamlık ve hakimlik sınavlarının yazılılarını iyi derecelerle kazanmasına rağmen 6 kez mülakatlarda elendiği iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının "adli yardım" talebinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görüldüğünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin üçüncü fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceğinin belirtilmesi karşısında, bu konuda yeniden bir karar verilmeksizin, davacının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde: ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Davacı, (mülga) Devlet Personel Başkanlığında uzman olarak görev yapmakta iken Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede isminin yer alması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurusu ... tarih ve ... sayılı işlemle reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasında "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan ceza soruşturmasının devam ettiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede isminin yer alması nedeniyle kamu görevinden çıkarılan davacının kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli bankada ... müşteri numarası ile 23/01/2014 tarihinde açılmış hesabının bulunması, anılan bankada 27/01/2014 tarihinde 2.250,00-TL tutarlı 45 günlük katılım hesabı açılması, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen ... Medya A.Ş.'ye 08/01/2014 - 08/06/2014 tarihleri arasında toplam 189,36-TL ödeme bilgisinin bulunması, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan ... Derneği'ne 09/05/2011 - 03/2015 tarihleri arasında SMS yolu ile para göndermesi, görev yaptığı birim tarafından FETÖ/PDY ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde sosyal çevre bilgisi ve yazılı başvuruların bulunması gösterilmiş ise de; iltisak ve irtibata delil teşkil edebilecek bu tespitlerin dayanaklarının yargılama esnasında davalı idarece dosyaya sunulmadığı gibi mahkemece de bu yönde bir araştırma yapılmayarak, ödemelerin niteliği, yeri, miktarı, zamanı, sürekliliği noktalarında herhangi bir belirlemenin yapılmadığı, tespitlerin somutlaştırılmadığı, salt bu tespitler gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Bu nedenle, Mahkemece öncelikle; davalı idareye, davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin sorulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için;
"Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının,
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığı sorularak var ise tespitine ilişkin belge ve raporların,
Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (... Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların,(şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde)
Vakıflar Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığı sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde)
... İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden; davacının ... aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediği, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiği, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümü ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkındaki ceza soruşturması ve kovuşturmasındaki (kesinleşmiş beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir. Zira olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan yürütülen ceza kovuşturması neticesinde beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 27/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacının temyiz isteminin reddi ile davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://www.hukuksalyardim.net/forum/"></category>                        <dc:creator>hukuksalyardim</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://www.hukuksalyardim.net/forum/danistay-kararlari/bank-asya-hesap-hareketleri-cihan-medya-odemesi-kyd-bagis-ile-kurum-kanaatine-dayali-danistay-karari/</guid>
                    </item>
				                    <item>
                        <title>Bank Asya, sendika, kuruma çocuk gönderme ile Kimse Yok Mu Derneğine yapılan bağışa dair</title>
                        <link>https://www.hukuksalyardim.net/forum/danistay-kararlari/bank-asya-sendika-kuruma-cocuk-gonderme-ile-kimse-yok-mu-dernegine-yapilan-bagisa-dair/</link>
                        <pubDate>Mon, 21 Nov 2022 11:50:08 +0000</pubDate>
                        <description><![CDATA[Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/7730 E.  ,  2022/4892 K.

&quot;İçtihat Metni&quot;
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7730
Karar No : 2022/4892

TEMYİZ EDEN (DAVACI)...]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/7730 E.  ,  2022/4892 K.

"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/7730
Karar No : 2022/4892

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı kurum bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı iddia olunan maaş haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; dosyada yer alan mevcut bilgi ve belgelerle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından yapılan tespitler ve UYAP kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; davacının; FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı tarihte anılan bankaya para yatırdığı, hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasına toplam 38 ay süreyle üye olduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Özel Yavuz Selim-Güzide Hanım Ortaokulunda çocuklarının 2014-2016 yılları arasında öğrenim kaydının bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneği'ne 01/01/2014-25/10/2014 tarihleri arasında ödeme bilgisinin bulunduğu, söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, ayrıca … Ağır Ceza Mahkemesinin E:…, K:… sayılı kararı ile davacının, örgüt talimatı ile Bank Asya'ya para yatırdığı, örgüte müzahir sendika üyesi olduğu tespit edilerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği sabit görülerek hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşıldığından, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu gerekçesiyle dava konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaş haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği belirtilmiştir. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı hakkında yapılan ceza yargılamasında, davacının Bank Asya hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğu değerlendirmelerine yer verilerek silahlı terör örgütüne yardım suçundan beraatine karar verildiği anlaşılmakla davacının terör örgütüne yardım ettiğinin kabul edilemeyeceği, ancak davalı idarece davacı hakkında silahlı terör örgütüne yardım suçundan yürütülen ceza yargılamasından bağımsız olarak Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile irtibatının veya iltisakının bulunup bulunmadığı yönünde değerlendirme yapıldığı, Bank Asyadaki hesap hareketleri ile dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile ceza davasında yer alan delil ve olgular birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varılarak istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; Anayasa ve uluslararası sözleşmelerden doğan haklarının ihlal edildiği, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, hakkında yürütülen soruşturmada beraat ettiği, yargılama aşamasında FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının somut gerekçelerle ortaya konulmadığı, masumiyet karinesine aykırı hareket edildiği, Bank Asya'nın faaliyetlerinin yasal olduğu, kapatılıncaya kadar yasal zeminde faaliyet gösterdiği kabul edilen sendika ya da dernek üyeliğinin dava konusu işleme dayanak olarak alınamayacağı iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde: ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, c) Ekli (3) sayılı listede yer alan kişiler Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan kişiler Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Davacı, davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru 14/01/2019 tarih ve 2019/2158 sayılı işlem ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı iddia olunan maaş haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu neticesinde ise … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının temyiz edilmeden kesinleştiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararında; davacının; FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı tarihte anılan bankaya para yatırdığı, hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasına toplam 38 ay süreyle üye olduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Özel Yavuz Selim-Güzide Hanım Ortaokulunda çocuklarının 2014-2016 yılları arasında öğrenim kaydının bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneği'ne 01/01/2014-25/10/2014 tarihleri arasında ödeme bilgisinin bulunduğu, söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, ayrıca … Ağır Ceza Mahkemesinin E:…, K:… sayılı kararı ile davacının, örgüt talimatı ile Bank Asya'ya para yatırdığı ve örgüte müzahir sendika üyesi olduğu tespit edilerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği sabit görülerek hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği gerekçelerine yer verilmiş ise de davacı tarafından bu tespitlerle ilgili olarak, ceza yargılaması ve dava dilekçesi beyanlarından özetle; babasıyla birlikte yaşadığını, eşinin görme engelli olduğu, hem babasının hem de eşinin maaş kartlarıyla kendisinin ilgilendiği, birikim yapmak için birikimlerini İhlas Finansa yatırdığı, söz konusu banka iflas edince faizsiz bankacılık olması nediyle Bank Asya'da yatırım yaptığı, Bank Asya hesabını 2006 yılında açtırdığı, o tarihten sonra sürekli olarak kullandığı, terör örgütü liderinin talimatı ile para yatırma ya da çekme işlemi yapmadığını, 2013 yılı öncesine ait işlem hacminin talimat tarihinden sonra yatırılan paradan 5 kat fazla olduğu, 01/2011-12/2013 dönemi arasında işlem hacminin yaklaşık 149.000,00-TL olmasına karşın 12/2013-02/2015 dönemi arasında 25.000,00-TL olduğu ve bu dönemde paranın tamamının çekildiği, Sendika üyeliğinin Anayasal hak olduğu, üyelik kaydını daha sonra silmeye çalışmasına rağmen dönemin idarecileri tarafından hak mahrumiyetine uğrayacağı yönündeki telkini sonrası üyeliğini sürdürdüğü, bununla birlikte söz konusu sendikanın FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğunu bilmediği ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrası bu sendikanın FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu söylenince istifa dilekçesini verdiği, Kimse Yok Mu Derneğine SMS yolu ile yapılan bağışın tamamen dini ve insani duygularla yapıldığı, bir kaç saniye sürecek bir işlem ile kolayca hayır yapma gayesiyle hareket ettiği, çocuklarını örgütle ilişkili okullarda okutmasının örgüt üyeliği için suçun yeterli maddi ve manevi unsurunu oluşturmayacağı ileri sürülmüştür.
UYAP kayıtları ve dava dosyasının incelenmesinden, davacı hakkında yürütülen ve kesinleşen ceza yargılaması neticesinde, … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; "... Sanığın Bankasya hesaplarına bakıldığında talimat dönemlerinin öncesinde de açılmış hesabının bulunması ve aynı şekilde talimat dönemlerinden öncesi ve sonrası tarihlerde de hesabında para hareketliliğinin bulunması karşısında, sanığın örgüt liderinin talimatına istinaden Bankasya'nın TMSF'ye devrinin engellenmesi amacıyla para yatırdığına dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerin elde edilemediği, Bankasya'daki hesap hareketlerinin rutin bankacılık faaliyetleri kapsamında kabul edilmesi gerektiği ..." yolundaki tespitler ile davacının beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının Bank Asya'daki hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri sınırında kaldığı, terör örgütüne müzahir sendikada yöneticilik ve benzeri şekilde aktif bir görev üstlenmeksizin sürdürülen sendika üyeliğinin, salt bu haliyle örgütsel amaçla hareket edildiğini ortaya koyabilecek bir husus olmadığı, herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belge ile ortaya konulamadığı sürece salt sendika üyeliğinin FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı olduğu yönünde değerlendirilemeyeceği, Kimse Yok Mu Derneği'ne yapıldığı belirtilen ödemenin mahiyetinin bilinmediği, devamlılığı konusunda dosyada herhangi bir bilgi bulunmadığı, bu ödemenin davacının beyanın aksine olarak ihtiyaç sahiplerine ulaşacağı saiki ile insani duygularla değil de örgüte yardım mahiyetiyle yapıldığına yönelik somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, aynı şekilde davacının çocuklarının örgüte müzahir okula gitmesine yönelik davacının beyan ettiği üzere eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksine örgütsel amaçla hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin de dava dosyasında yer almadığı görülmekle birlikte davacı hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kesinleşmiş beraat kararı bulunduğu da dikkate alındığında davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 15/06/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.]]></content:encoded>
						                            <category domain="https://www.hukuksalyardim.net/forum/"></category>                        <dc:creator>hukuksalyardim</dc:creator>
                        <guid isPermaLink="true">https://www.hukuksalyardim.net/forum/danistay-kararlari/bank-asya-sendika-kuruma-cocuk-gonderme-ile-kimse-yok-mu-dernegine-yapilan-bagisa-dair/</guid>
                    </item>
							        </channel>
        </rss>
		